Bugün için ‘Arif V 216’ ‘ya gitmeyi planlamıştım, bu sebeple sabah ilk iş yorumları okudum ve şok oldum. Yazanların neredeyse %80’i filmi beğenmemiş. Cem Yılmaz’ın kendini tekrar ettiği söylenmiş. Acayip sıkılıp yarısında çıkanlar olmuş. “Cem Yılmaz Gora’dan sonra düşüşe geçti, artık film çekmesin” diyenler olmuş. Zaten imbd’si de 6.1’di.

Ama ben bu “Hiçbir şeyi beğenmeme ekibi”ne genelde çok güvenmem. Zaten gülmeye çok ihtiyacım vardı ve gitmeye kesin kararlıydım. Nitekim City’s Cinemaximum’un 7 salonunun 5’inde ‘Arif V 216’ oynuyordu ve akşama kadar tüm seanslar tıka basa doluydu.

Yine de biraz önyargılı seyretmeye başladım ‘Arif V 216”yı. Ama film daha ilk 10 dakikada bendeki önyargıyı sildi ve baştan sonra sarsıcı, komedinin çok ötesinde bir deneyim yaşadım. Sanki zaman makinesi ile o çok özlediğim, kaybettiğimizi düşündüğüm hemen her güzelliğe, masumiyet günlerine yolculuk ettim. Mahalle sahnelerinde komşusunun derdiyle tasalanan, samimi insanlar geldi aklıma. Parti sahnelerinde dönemin insanlarının ne kadar hayat dolu ve renkli olduğunu hatırladım. Hele o gece kulübü sahneleri. Eski eğlencelerin zarafeti ile gülümsetti beni. 70’lerin Türkiye’sinin ne kadar renkli, ne kadar güzel, ne kadar zarif, ne kadar yaratıcı ve cesur insanlarla dolu olduğunu düşündüm. Dilerim o günler biraz da olsa geri gelir.

arif-v-216-54

Kimi özlediyseniz bu filmde. Zeki Müren’i, Ayhan Işık’ı, Sadri Alışık’ı ve Barış Manço’yu görmek çok iyi geldi. Ajda Pekkan, Cüneyt Arkın, Filiz Akın, Ediz Hun ve Emel Sayın sahneleri de çok başarılıydı. Hele Kerem Alışık’ın babasını canlandırdığı sahnede neredeyse ağlayacaktım ve babasına bu kadar benzediğini yeni fark ettim.

arif v 216 ile ilgili görsel sonucu

Oyunculukları beğendim. Aslında hepimizden daha insan olan robot 216’yı canlandıran Ozan Güven çok iyi iş çıkarmış. Cem Yılmaz’a sürekli güldüm zaten. Zafer Algöz ve Özkan Uğur da harikalar yaratmışlar. Seda Bakan’ı da beğendim ama fazla önde buldum. Erşan Kuneri detayına bayıldım, kesinlikle bu karakterin de filminin yapılması gerek. Çağlar Çorumlu Zeki Müren özlemimi giderdi resmen. Soundtrack efsane olmuş. Dekor muazzam, dönemi dozunda yansıtıyor. Tüm kostümler orijinalmiş. Rendroy ile Erdal Tosun’u anmaları da hoş bir detay olmuş. Bu arada sadece Yeşilçam’a ve Türkiye’nin sosyo-kültürel panoramasına değil günümüz Amerikan sinemasına da göndermeler var filmde. Türk mühendislerinin başaramadığı işi Alman mühendislerinin başarması detayı da güzel ama üzücü bir vurgu olmuş.

Eleştirilecek tek tarafı finali galiba. Nasıl bağlayacaklarını bilememişler sanki, aceleye getirmişler. Ama iyilik, güzellik mesajlarını iyice vermişler. Bana çok iyi geldi. Hem çok güldüm, eğlendim hem de hüzünlendim.

Bu hafta sonunu kaybetmeyin ve bu filme gidin. Ben tekrar gitmeyi düşünüyorum. 20 yaş altı gençlerin özellikle seyretmelerini isterim, çünkü 70’li yılların onlara doğru anlatılmadığını ve bu konuda kafalarının çok karışık düşünüyorum. Şimdiden keyifli seyirler diliyorum…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here