Çocuk şarkı söyler. Barış Manço, “Bu şarkıyı kim söylüyor biliyor musun?” diye sorar.

Çocuk: Evet

Barış Manço: Kim peki?

Çocuk: Ben? 🙂

Zamanının çok ötesinde bir programdı, “Adam Olacak Çocuk”. Anlayana gerçek bir pedagoji dersiydi. Çocukla nasıl konuşulur, özgüveni kırılmadan nasıl ağzından laf alınır, çocuk nasıl adam yerine konulur, nasıl hediye verilir? Hepsine örnekler içerirdi. Çaktırmadan eğitirdi tüm çocukları ve de aileleri. Paylaşımı öğretirdi önce, sonra doğru ile yanlışı. Birçok çocuğa ilgi alanını keşfettirir, yönelmelerini sağlardı.

Ben katılmak için büyüktüm ama hep seyrettim. Dişlerimi fırçalamayı hiç unutmadım. Her hafta mutlaka ıspanak yedim. Her midem bozulduğunda nane limon kaynattım. Arabanın ön koltuğuna her oturduğumda “Acaba yaşım tutuyor mu?” diye kendime sordum.

Sadece 15 dakikalık bir programın bu kadar öğretici ve akılda kalıcı olması kolay değil. Sonrasında bir sürü deneme yapıldı ama hiç biri “Adam Olacak Çocuk”un yanına bile yaklaşamadı. Çünkü Barış Abi gibisi bir daha gelmedi. 20’ye yakın dilde derdini anlatan, 8 dili bulmaca çözecek kadar iyi bilen bir gezgindi O. Gerçek bir müzik dehasıydı, evrensel bir insandı. Anadolu topraklarının binlerce yıllık bilgeliğini ve kültürünü adeta damıtarak bize aktardı. Yeniliklere hep açık oldu ve müziğini değişimlere hep açık tuttu. “Kayaların Oğlu” ve “2023” ikilisi buna örnekti.

Hiç boş konuşmadı, hep mesaj verdi eserleriyle. Sağlığınızın kıymetini bilin dedi. Helal para kazanın dedi. Bölünüp, parçalanmayın dedi. İntihar etmeyin, yaşamın değerini bilin dedi. Bir şarkı ile okuma yazma bilmeyene alfabeyi bellettirdi. Saf sevgiydi O, sevginin elle tutulacak hale gelene kadar yoğunlaşmış haliydi. Sanki gerçek dışıydı, nesli tükendi ve gitti.

Ah be Barış Abi… Saf ve temiz çocukluğumuzu da alıp, koyverip gittin bizi. Daha ben çocuğumu “Adam Olacak Çocuk”a katacaktım, olmadı. Biz de adam olduk mu? Onu da bilmiyorum.

Uzun zamandır dinlememiştim seni. Bugün ölüm yıldönümün olduğunu hatırladım, arka arkaya dinledim şarkıları. Önce “Kol Düğmeleri”ni, sonra “Unutamadım”ı, sonra “Gülpembe”yi. Sonra da “Kayaların Oğlu”nu. Hüzünlendim… İç çektim. “Belki de erken gitmen iyi oldu” dedim kendi kendime. Adam olmayan çocukları gördüğünde kahrolacaktın. Huzur içinde uyu…

Paylaşın
Tüm Misafirlerime Kocaman bir Merhaba!, Kim ki bu İremce derseniz, öğrenmeyi, okumayı, gezmeyi, üretmeyi ve şehir hayatını yaşamayı seven bir anneyim. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 18 sene kurumsal hayatta yöneticilikten sonra İnovatif Danışmanlık ve Eğitimler üzerine kurduğum şirketimin yöneticiliğini yapıyorum. Ve de yazıyorum... Okudukça, gezdikçe, öğrendikçe ve hissettikçe yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın..! İremce'nin müdavimi olacaksınız.

CEVAP VER