Barry Seal

Jack Reacher serisi bana pek keyif vermemişti. Mumya’da hem Cruise’un performanısını beğenmedim hem de filmin kurgusunu. Artık Tom Cruise eski keyfi vermeyecek mi derken 55 yaşındaki aktör, Barry Seal ile muhteşem bir dönüş yapıyor ve hepimizi 1986’ya Top Gun’a kadar uçuruyor.

Adı önce Mena, sonra Barry Seal, en son American Made olan film, bir pilotun hayal ötesi bir hayatın akışına kendisini kaptırmasına ve sonrasında da ayakta kalma mücadelesine odaklanıyor. Gerçek hayat hikayesinden sinemaya uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Doug Liman oturuyor. Daha önce Edge of Tomorrow filminde beraber çalışan Liman – Cruise ikilisi bu ikinci işbirliklerinde yine hem hikaye hem kurgusal açıdan oldukça akıcı bir filme imza atıyorlar.

Hikaye 70’lerin sonlarında başlayıp 80’lerin ortalarına kadar sürüyor. Barry Seal (Tom Cruise) TWA adlı havayolları şirketinde pilotluk yapıyor. Seal işini bilen bir pilot. Küba purolarını kaçak yollardan ülkeye sokup extra para kazanmayı beceriyor. Barry’nin bu yönünü fark eden CIA ajanı Schaefer, Barry Seal’e CIA için çalışması için teklif götürüyor ve Nikaragualı kontralara silah taşımasını istiyor. Paralelde Kolombiyalı kokain baronları da Seal ile anlaşıyor. Bu süreçte Barry inanılmaz bir ağ içinde oynuyor: Escobar, Bush, Clinton, Reagan, CIA ve bilimum Güney Amerika Komutanı ve Bakanı. Ve Barry’nin cebine milyonlar akıyor.

Bu milyonların hesabı yok. Öyle ki Mena’daki bankaların kasaları tıka basa doluyor, ek kasalar yapılıyor. Barry’nin evinde, garajında, göstermelik iş yerlerinde elinin değdiği her yerden nakit fışkırıyor. Ayakkabı kutularından paralar dökülüyor. Barry bu kolay paraya kendini o kadar kaptırıyor ki, artık sadece güvenli hatlardan değil, dikkatsiz bir şekilde her rotadan uçmaya başlıyor. Para tatlı tabii. Başlarda bu gidişe negatif görünen Barry’nin eşi de bu tatlı ama kirli hayata kendini kaptırıyor. Ama her kara düzende olduğu gibi bu tatlı hayatın bir sonu var ve diğer sonlarla aynı. Beladan beslenenin sonu beladır tabii ama Barry’ye sürekli durması ya da dönmesi için ilahi mesajlar geliyor, Barry ya ciddiye almıyor ya da alamıyor. Belki de hikaye bize “kör noktaya girmeden dönmesini bileceksin” mesajını veriyor.

Tamam son bildiğimiz son ama bu film mutlaka gidip seyredilmeli. Barry Seal: Kaçakçı hem Doug Liman’ın hem de Tom Cruise’un son yıllardaki en iyi filmi. Cruise özlediğimiz karakter oyunculuğu ile geri geliyor ve Barry Seal’ın hikayesini güzel bir şekilde anlatmayı başarıyor. Orta Amerika, İspanyolca, Seksenler ve Rock N Roll… Sadece bunlar bile filmi izlenir kılıyor. Filmin temposu, mizahı, hikaye kurgusu, politik alt yapısı da tam dozunda. Oldukça akıcı bir şekilde devlet mafya ilişkilerini, devletin silahlandırdığı yasa dışı örgütleri ve devlet adına insanların nasıl kullanıldığını gözümüze sokuyor.

Ben filme bayıldım. Tekrar tekrar gidip seyredebilirim. Filmin renkleri ve müziği o kadar güzel ki, mutlaka sinemada seyredilmeyi hak ediyor. İbretlik bir hayat hikayesini ve özlediğiniz Tom Cruise’u seyredeceksiniz. Mantık hataları var ama takılmayın. İyi Seyirler..

Paylaşın
Tüm Misafirlerime Kocaman bir Merhaba!, Kim ki bu İremce derseniz, öğrenmeyi, okumayı, gezmeyi, üretmeyi ve şehir hayatını yaşamayı seven bir anneyim. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 18 sene kurumsal hayatta yöneticilikten sonra İnovatif Danışmanlık ve Eğitimler üzerine kurduğum şirketimin yöneticiliğini yapıyorum. Ve de yazıyorum... Okudukça, gezdikçe, öğrendikçe ve hissettikçe yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın..! İremce'nin müdavimi olacaksınız.

CEVAP VER