fatih

Fatih’e gelin gittim ben. O tarihe kadar hiç görmemiş, tanımamıştım Fatih’i. O tarihten bu zamana kadar da sadece Hırka-i Şerif ve Fatih Camilerini gördüm ve uzun yıllar Fatih’i bunlardan ibaret zannettim. Taa ki geçen hafta Fatih’teki Goralı’ya gitmeye karar verene kadar da öyle zannediyordum.

Goralı sandviçin gerçek mekanını uzun zamandır merak ediyordum. Lezzeti hakkında çok iyi duyumlar almıştım. Sahipleri de Kosova’nın Gora köyünden gelmiş, yani sandviçi yapanlar gerçek Goralı. Neyse efendim Pazar sabahı kahvaltıyı Goralı ile yapmak için erkenden yola çıktık fakat vardığımızda bir sürprizle karşılaştık ki, yazları Pazar günleri mekan kapalıymış. Büyük bir hayal kırıklığıydı benim için ama o günü Fatih’e ve Fatih’e özgü lezzetlere ayırmıştık bu sebeple yakınlarda başka bir yerde kahvaltımızı yaptık.

Kahvaltıdan sonra Fatih turuna başladık. O gün Bozdoğan kemeri bana daha bir ihtişamlı göründü. Romalılar tarafından şehrin su ihtiyacını karşılamak için yapılmış olan eser bence İstanbul’un tarihi eserleri arasında ilk sırada. Sonra At Pazarına gittik. Osmanlı zamanında At pazarı olarak kullanılan mekan şimdi pek çok çay evinin, restoranın bulunduğu harika bir alan haline gelmiş. Kadınlar Pazarı diye adlandırılan alan ise yöresel peynirler ve her çeşit baharatı bulabileceğiniz ve özellikle kadınlara hitap eden ama herkesin ziyaret etmesi gereken muhteşem bir pazar. Kıztaşı – Marcianus Sütunu MS450 yılında dikilmiş, Roma döneminden kalma bir kaç sütundan biri. Evliya Çelebi’ye göre  İstanbul’u doğal afetlerden korumak için şehre konulmuş 27 tılsımdan biri de bu anıtta. Cibali Karakolu’nu görmek de ayrıca keyifli geldi.

 Fatih Kadınlar Pazarı Acıkınca ise kendimizi İstanbul’un ilk lahmacuncusu olduğunu duyduğum Öz Kilis Kebap Salonuna attık. Mekan Hırka-i Şerif Camii’ne çok yakınmış, biz ilk defa gittik. Küçük ve salaş bir restoran ve oldukça doluydu. Oturunca duvarda Nusret’in resmini görmek beni oldukça şaşırttı. Daha onlarca ünlünün fotoğrafı var duvarlarında. Fiyatlar çok uygun ama sadece nakit geçiyor. Sadece lahmacuncu değil, tam teşekküllü bir kebapçı ama ben sarımsaklı ve soğanlı lahmacunu denedim. Diğerlerinden az az deneyeyim deyince de vermiyorlarmış zaten. Doyarız da, yediğimizin tadını alamayız diye.

İlgili resim

Soğanlı lahmacun da güzeldi ama sarımsaklısı efsaneydi. İlk ısırdığımda birden damağımda çocukluğumdaki Gölcük Aslar Kebap’ın lahmacunun tadını hissettim. Yıllardır adı duyulmuş bir çok kebapçıda lahmacun yedim ama hiçbirinde bu tadı ve bu nostaljiyi alamamıştım. Sorun şu ki; kibarlaştıkça otantik yemek zorlaştı, ee kebap da öyle her gün yenecek bir yemek türü değil. Galiba en iyisi, arada sırada ama en lezzetlisini, en gerçeğe yakın olanını yemek.

Aslında planımızda tatlı olarak da Fatih Sarması yemek vardı ama midemizde hiç yer kalmadığı için bir dahaki Fatih ziyaretimize bıraktık.

Özetle biz Goralı yemek için yola çıktık ama çok lezzetli bir lahmacun restoranını, Öz Kilis Kebap Salonunu keşfettik, ben de mükemmel bir nostalji yaşadım ve çok iyi geldi. Mekan ara sokakta, buraya öyle geçerken uğranmaz. O yüzden bir gününüzü ayırın, hem Fatih’teki pek de popüler olmayan harika yerleri keşfedin, hem de sarımsaklı lahmacunun tadına bakın. Kesin iyi gelecek…

Şimdiden afiyet olsun…

Kıztaşı

 

CEVAP VER