Malumunuz son yıllarda hepimiz çok yoğunuz. Gün boyu bilgisayarımızdan kafamızı kaldıramıyoruz ya da sonu bir türlü karara bağlanmayan toplantılarda vakit geçiriyoruz. İş çıkışı ajandadaki tek bir işi tamamlayamadığımızı farkediyoruz ama ne yapalım yoğun bir gündü. Mesai bitmiş, spor salonuna yetişmek gerek. Bir şekilde trafiği aşarak yetişiyoruz da. Makinelerin üstünde tek başımıza koşarak ya da yürüyerek günü geceye bağlıyoruz. Akabinde ise içine protein eklenmiş salatamız ile günü bitiriyoruz. Tüm hafta boyu işimizi yaptık, eee akşamları sağlığımız için spor da yaptık, şimdi de ruhumuzu geliştirmemiz, hedeflerimizi gözden geçirmemiz gerek. Bu sebeple hafta sonlarımızı da Kişisel Gelişim için ayırıyoruz.

Durduğumuz yeri ve nereye gideceğimizi tespit ediyoruz. Hedeflerimizi belirliyoruz, hedeflerimizin gerçekleşeceğine kesinlikle inanıyoruz. Sonra bu hedefleri zihnimizde canlandırıyoruz. Bu şekilde evrende bir yerlerde gerçekleşmesini sağlıyoruz ve bekliyoruz. Her hafta sonu yeni teknikler, yeni hedefler… Çook yoğunuz çok… Ama bizim ajandadaki işler bir türlü tamamlanmıyor. Patron sinirleniyor ama olsun bu geri bildirimler de gerekli ve bir kişisel gelişim fırsatı. Biz hedefleri evrene göndermeye devam edelim.

Şaka bir yana bir insanın hedeflerinin olması çok güzel. Hedefi olmayan insanın yönü de yoktur. Sıkıntı; hayal ettiğin, arzuladığın her şeyin sana hedef zannetirilmesinde. Arzu tüketim isteğidir. Hedef ise üretim isteğidir. Sıkıntı; “Hedeflerinizin, hayallerinizin sınırı olmasın” denmesinde. Sınırsız hayaller kurabilirsin ama hedefin ulaşılabilir olmalı. Sıkıntı; koyduğun hedefin sana ve topluma faydasına bakmamanda. Halbuki hedef faydaya yönelik olmalı. Sıkıntı; sadece hedef koyarak, sorunların çözülebileceğine inandırılmanda. Hedefini detaylandırmazsan, yani aksiyonlarını planlamazsan ulaşamazsın. Sıkıntı, evrene mesaj göndererek konuyu halledebileceğine inanmakta. Sana yardım edecek kaynak yine sensin. Sıkıntı, bir süre sonra evrenin yardım etmediğini anladığındaki mutsuzluğunda. Evren de bir yere kadar yardım ediyor işte. Sıkıntı, işler yolunda gitmedikçe hatayı başkalarında arayıp yalnızlaşmanda. Sıkıntı, bir tür algı yönetimi etkisinde gerçekten uzaklaşmanda.

Farkında mısınız, son yıllarda ülkemizde herkes kişisel gelişim peşinde ama toplumun genel kültür ve eğitim seviyesi gittikçe düşüyor. Bilimsel veriler ışığında verilen tüm eğitimleri bu kapsam dışında tutuyorum bununla beraber kişisel gelişim adı altında; ehli olmayan ve kendini bu dünyaya Allah’ın lütfu diye tanıtan insanlar tarafından verilen eğitimler insanları tüketime odaklıyor, üretimden kesiyor, mutsuzlaştırıyor ve yalnızlaştırıyor. Kişisel gelişeceğiz derken üretim yeteneklerimizi, yaratıcılığımızı ve yönümüzü yani gerçeği kaybediyoruz. Esas derdimizin topluma fayda olduğunu unutuyoruz.

Gerçek ise üretimde. Gerçek, akşamları ailenle, arkadaşlarınla yaptığın sohbetteki mutlulukta. Gerçek, açık havada yürüyüp ciğerlerine temiz havayı doldurmanda. Gerçek, evdeki sıcak çorbalarda. Gerçek, sonuca değil, sürece odaklanmanda. Gerçek, kitaplarda. Ve gerçek; “bugün topluma faydalı ne yaptım?” diye sorabilmende.

Gerçekten uzaklaşmayın, Birlikte Gelişelim!!!

development ile ilgili görsel sonucu

CEVAP VER