24 senelik özlemden sonra geçen yaz yaptığım 4 günlük Şavşat seyahati bana yetmedi ve havalar biraz ısınınca hemen biletimi aldım. Bu sefer sadece 3 günüm vardı, bu sebeple seyahati yine Kars üzerinden planladım. Canım dayım ve canım kuzenim karşıladılar havalimanında. Şavşat yemekleri kadar özlediğim bir tat da Kaz Eti olduğu için hemen Kaz Evi’nin yolunu tuttuk beraber.

Kars Kaz Evi, Kars Kalesi’nin hemen karşısında otantik bir restoran. Mayıs başı ve hafta içi öğleden sonrası olduğu için herhalde, bizden başka müşteri yoktu. Masaya oturur oturmaz ilk dikkatimi çeken sertifikalar ile dolu duvar oldu. Kars Kaz Evi ve sahibesi Nuran Özyılmaz adına hem Türkiye içinden hem yurtdışından onlarca sertifika vardı. Yöresel bir restoranda bu kadar çok ödül ve sertifikanın hikayesini çok merak ediyordum ama karnımın gurultusu merakıma baskın çıktı.

Otomatik alternatif metin yok.O sebeple hemen menüyü incelemeye başladım. Menüdeki sunumlarının hepsi birbirinden iştah kabartıcıydı. Ama önce ısırgan otu çorbası istedi canım. Bildiğiniz gibi ısırgan otunun faydaları saymakla bitmez, çorbası da çok lezzetliydi. Arkasından gelen but eti ve bulgur pilavının porsiyonunu da oldukça doyurucu ve lezzetli buldum. Yalnız kaz tadına alışık olmayanlara kaz budu biraz yağlı ve ağır gelebilir o sebeple ilk defa deneyenlerin göğüs kısmını ısmarlamasında fayda var. Yemeğin yanına içecek niyetine söylediğimiz hoşaf da çocukluğumuzun anne hoşafları gibiydi. Eksiklik olarak söyleyeceğim tek şey kuver. Pide ile gelen acılı ezme vasattı. Hem böyle yöresel bir restoranda o yöreye ait durmuyordu, hem de lezzeti damağıma uymadı. Onun yerine pidenin yanına çeşitli Kars peynirleri, tereyağı, kaymak olabilirdi.

Yemeğimiz bitip de çay söyleyince bir hanımefendi geldi masamıza, kendini tanıttı. Sevgili Nuran Özyılmaz ile bu şekilde tanıştım ve tanıştığım için çok mutluyum. O konuştukça şaşırdım, o konuştukça duygulandım, gururlandım.

Nuran Hanım liseyi bitirince evleniyor. O bölgede, o tarihlerde kadınların yüksek okuması da, çalışması da hoş karşılanmıyor. Ama O, 1990 yılında kızlarının kaderini değiştirmek amacıyla bileziklerini satıyor ve bir örgü atölyesi açıyor. Daha sonra Kars’ta turizm sektöründe yöresel yemeklerin eksikliğini fark ederek 2008 yılında “Kars Kaz Evi” adlı restoranını açıyor ve bu sektördeki ilk girişimci kadın unvanını kazanıyor. Sonrasında aldığı ödüllerin sertifikaların sayısı yok. Kars Kazını hem bizzat gidip konuşmacı olarak hem de projeleri ile neredeyse tüm dünyaya tanıtıyor. Bence en önemlisi ise “Sürdürülebilir Kars Kazı Projesi”. Bu proje ile yöredeki kadın girişimcilere hem model hem de destek oluyor. Önümüzdeki yıllar için ise kazın her şeyinden faydalanmak ve yöreyi kalkındırmak adına kaz tüyü fabrikası açma projesi var.

Sohbet inanılmaz keyifliydi. Bir kadının bu muhafazakar çevrede ve o dönemde, bu kadar cesur davranması ve girişimci ruhu bizi inanılmaz etkilemişti. Fakat hava kararmadan Şavşat’a varmamız gerekiyordu o sebeple yola düştük.

Görüntünün olası içeriği: 4 kişi, gülümseyen insanlar, oturan insanlar, masa, iç mekan ve yiyecekŞavşat’a giderken etraftaki kazlara farklı gözle bakıyordum. Çocukluğumun en sevdiğim çizgi filmi olan Uçan Kaz Morton ve Nils geldi aklıma. O zamanlar ne özenirdim Nils’e. Kendimi Nils gibi hissettim biran. Nuran Hanımı da Uçan Kaz’ın yaratıcısı Selma Lagerlöf’e benzettim. Alanları ve yapıp ettikleri çok farklı ama ikisi de dönemlerinin cesur ve girişimci kadınları.

Neyse efendim sözün özü; Kars’a yolunuz düşerse mutlaka Kars Kaz Evi’ne uğrayın. Isırgan çorbasının, kaz etinin ve hoşafın tadına bakın. Şimdiden afiyet olsun…

CEVAP VER