2004 yılında yaklaşık 6 ayımı Çin’in Nanchang kentinde geçirmiştim. Bu süreçte Lake View Hotel diye bir tesiste konakladım. Sabah kahvaltılarında ve akşam yemeklerinde Avrupalı ya da Amerikalı ailelerle Çinli kız bebekleri görüyordum hep. Meğerse bizim otel, evlat edinilen Çinli bebeklerle onları evlat edinen yabancı ailelerin kaynaşma oteliymiş. Çin’de tek çocuk yasası vardı o dönemlerde. Çinliler de ısrarla erkek çocuk istedikleri için doğan kız çocukları yurtdışından gelen ailelere evlatlık veriyorlarmış. Bu işlem devlet eliyle yapılıyor, Çin Hükümeti çocuk başına 10.000 USD alıyormuş. Aileye verilen para da bir o kadar.

İçim sızlamıştı. Evlatlık almaya gelen ailelerin hemen hepsinin minimum 2 çocuğu vardı. Bu aileler bu kız çocukları ne amaçla alıyorlardı onu bir türlü çözemedim ama yemek masalarında o tatlı, minik, çekik gözlü bebeklere evin peti muamelesi yapıyorlardı.

2016 yılının başında 1970 yılında başlamış olan tek çocuk politikasına Çin’de erkek oranının ciddi şekilde artmış olması ve nüfusun büyük çoğunluğunun yaşlı kalması sebebi ile son verildi ama o sevimli Çinli bebekler benim hala gözümün önünde.

Dün seyrettiğim “Yedinci Hayat” da bana o günleri hatırlattı. Yedinci hayat deyince sanki ruhani bir film seyredeceksiniz gibi bir izlenim uyandırıyor ama öyle değil. Bol aksiyon içeren bir distopya. Filmin 2 tane orijinal ismi var. Biri Seven Sisters (Yedi Kızkardeş), diğeri ise What Happened to Monday (Pazartesiye Ne Oldu)? Ama anlamadığım bir şekilde filmin adı Türkçeye Yedinci Hayat diye çevrilmiş. Türkçe ismi “Yedi Kızkardeş” veya “Yedi Hayat” olabilirdi bence.

2073 yılında dünya nüfusunun ciddi şekilde artması sebebiyle kaynaklar tükenmek üzere. Bu sebeple daha besleyici ve tok tutucu tohumlar üretiyorlar fakat bu beslenme şekli de çoğul doğumlara sebep oluyor, yani buldukları çözüm sorunu beslemeye başlıyor. Bu dengeyi sağlamak üzere hükümet “tek çocuk” kararı alıyor ve hiçbir ailenin 1 taneden fazla çocuk sahibi olmasına izin vermiyor. (Çin’in öngörüsüne şaştım burada :)). Birden fazla çocuğunuz olduğunda hükümet hemen gelip onları alıyor ve dünya yaşanabilecek hale gelene kadar bu çocukları uyutacağını söylüyor.

yedinci hayat ile ilgili görsel sonucu

Bu yasanın uygulanmaya başladığı günlerde Terrence Settman’ın (Willem Dafoe) yediz kız torunu oluyor, kızı da doğum sırasında ölüyor. Bebeklerin her birine haftanın günlerinden birinin adını veren Terrence sadece bu günlerde dışarı çıkmalarına izin veriyor. Ve o gün dışarı çıkan, eve döndüğünde gün içinde yaşadığı her şeyi kardeşlerine anlatıyor. Bu şekilde 30 sene geçiyor fakat Pazartesi bir gün eve dönmüyor ve işler karışıyor.

İlgili resim

Filmdeki 7 kardeşin her birini canlandıran Noomi Rapace inanılmaz iş çıkarmış. Bu 7 kız görüntü olarak birbirinin tıpatıp aynısı fakat her birinin farklı yetenekleri var. Rapace burada farklı mimikler, farklı yürüyüş tarzları kullanarak karakterleri birbirinden ayırmamızı kolaylaştırıyor ve filmin içine girmemizi sağlıyor. Wiiliam Dafoe de çok fazla görünmüyor ama bulunduğu sahnelerde çok başarılı. Glenn Close acımasız soğuk bakışlı Cayman rolüne çok uymuş. Özetle oyunculuklar çok başarılı.

yedinci hayat ile ilgili görsel sonucu

Filmin konusuna orijinal diyebiliriz. Film boyunca da bu konu oldukça sürükleyici ve kargaşaya meydan vermeyecek şekilde işlenmiş. Ayrıca kardeşlerin birbirleriyle olan ilişkisi de çok güzel işlenmiş fakat neden olduğunu anlayamadığım şekilde onlara birey olarak bakamadım bir türlü. Yani birine bir şey olduğunda pek içim cız etmedi. Bunu da filmin eksi yönü olarak söyleyebiliriz.

Hikayenin kalanını gidip seyredin, senenin sinemada seyretmeye değecek yapımlarından. Çok keyifli bir seyirlik ve çok farklı bir son. Çok fazla düşünüp, sorgulama yaptım.

Çocuklarımıza nasıl bir dünya bırakıyoruz?

Doğayı kendi haline bırakıp bize sunduğu nimetlerle yetinmeli miyiz? Yoksa daha fazla kaynak için yeni türler üretmeli miyiz?

Sadece tek çocuk yapıp ona elimizdeki kaynakların en iyisi mi sunmalıyız?

Yoksa kardeş baldan tatlı mıdır? Herkesin bir kardeşi mi olmalı?

Bir de 13 sene önce gördüğüm Çinli bebekleri düşündüm. Belki de Çin’dekinden daha fazla kaynaklara sahip bir hayat yaşadılar ama mutlular mı acaba? O ailenin gerçek çocuğu gibi olabildiler mi? Çok karışık mevzular çook…

Neyse siz büyükbabanın kızların işaret parmaklarını kestiği o sahneye dikkat edin, o sayede filmin sonunu tahmin edebiliyorsunuz. Bu da yazının spoiler ı olsun. İyi Seyirler…

Paylaşın
Tüm Misafirlerime Kocaman bir Merhaba!, Kim ki bu İremce derseniz, öğrenmeyi, okumayı, gezmeyi, üretmeyi ve şehir hayatını yaşamayı seven bir anneyim. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 18 sene kurumsal hayatta yöneticilikten sonra İnovatif Danışmanlık ve Eğitimler üzerine kurduğum şirketimin yöneticiliğini yapıyorum. Ve de yazıyorum... Okudukça, gezdikçe, öğrendikçe ve hissettikçe yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın..! İremce'nin müdavimi olacaksınız.

CEVAP VER