Her insanın hayatında yol ayrımları olur. Kimisi kolayı seçer ve gittiği yola devam eder, kimi ise farklı bir yola sapar. Yavuz Tuğrul – Şener Şen ikilisinin yeni filmi “Yol Ayrımı” da, bir trafik kazasından sonra farklı bir yola sapan işadamı Mazhar Kozanlı’nın hikayesini anlatıyor. Bu hikaye ile; insanın sistemi değil sistemin insanı yönettiğini, mutluluğun hayallerin arka plana atıldığını, insanın özünün yok olduğunu, kısaca distopyalarda gördüğümüz makine insanları anlatıyor ve de sömürü düzenine başkaldırıyor.

Yavuz Tuğrul – Şener Şen ikilisinin sömürü düzenine ilk başkaldırısı değil “Yol Ayrımı”. Züğürt Ağa, Eşkıya ve Av Mevsimi ile de aynı haykırışı yaptılar. Bu son eserleri ise bir Züğürt Ağa ya da Eşkıya gibi başyapıt olamayacak ama bence çok başarılı ve 2.5 saatime fazlasıyla değer bir yapım.

Film; ruhsuz, vicdansız ve işkolik bir tekstil imparatoru Mazhar Kozanlı’nın ağır bir trafik kazası geçirmesinden sonra kendisine ikinci bir şans verildiğini düşünüp, insan olma ve hatalarını telafi etme çabasının hikayesi. Mazhar’ın tek amacı insanlık dışı eski kişiliğini, vicdansız ve merhametsiz bir adam olarak geçirdiği yılları geride bırakmak. Bu arada radikal kararlar alıyor ve ailesiyle sorunlar başlıyor. Çünkü onlara göre Mazhar’ın yaptıkları tamamıyla akıl dışı. Süreçte hikaye sanki biraz uzun bir süreye yayılıyor ama konuya odaklanırsanız zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz ve bu arada varoluş nedenleri ile ilgili kendi hesaplaşmalarınızı yapıyorsunuz. Bu sırada Mazhar’ın annesi Firdevs’in yaptıklarını şu an Türkiye’deki 10 annenin 9’u yapar sonucuna vardığınızda ise içiniz acıyor.

İlgili resim

“Yol Ayrımı”nı sadece bana yaptırdığı hesaplaşmalarıyla ve söyledikleriyle değil; sade, ölçülü anlatımıyla da sevdim. Filmde toplumsal çöküşe çok güzel dokundurmalar var. Doktorun yeminini hiçe sayıp verdiği yanlış kararlar, hakimin para karşısında önünü iliklemesi, sözde solcu işçiler, sendikaların aslında patronun yanında olduğu konuları inceden ama vurucu işlenmiş. Filmde kullanılan Köpek Mahçup, Nur’un Gemisi isimli mekan, Yeni Hayat şirketi gibi semboller de çok başarılı. Mazhar’ın Galatasaray’dan lise arkadaşı Altan karakterine yani Kavanoz’a ise bayıldım. Şiirleri, aşkı ve şarabı seven Altan bana Ömer Hayyam’ı hatırlattı. Gerçekten mesajı bol, anlamı büyük ve sağlam bir Türk Filmi.  Bize “mutluluğu yakalamanın yolu almak değil vermektir” diyor. “Hayallerinden vazgeçme” diyor. Hayata anlam katan anlardır. “Anın tadını çıkar” diyor. “Bu dünyadan alacaklı git, arkanda güzellikler bırakarak terk et” diyor. En önemlisi de “insanı insan yapan vicdanıdır” diyor. Özetle sorgulamayı hayatının merkezine koyan her yaşta insanın zevkle izleyeceği bir film “Yol Ayrımı”. Oyunculukların tümü çok başarılı. Hele Şener Şen’in oyunculuğuna hiç sözüm yok ama aynı karakterde öykü gereği daha genç 50-60 yaş arası bir oyuncu daha iyi olabilirdi diye düşünmeden edemiyorum.

Tamam “Yol Ayrımı” bir başyapıt değil ama bu kadar kötü eleştiriyi ve az gişeyi hak etmiyor. Fırsatınız varsa mutlaka gidin ve gişede destek verin. Ben filmden çıktığımda yağmur vardı. Göğe baktım ve hayatın bana getirdiklerini düşündüm. İyi geldi, size de tavsiye ederim.

İyi Seyirler…

Paylaşın

Tüm Misafirlerime Kocaman bir Merhaba!,

Kim ki bu İremce derseniz, öğrenmeyi, okumayı, gezmeyi, üretmeyi ve şehir hayatını yaşamayı seven bir anneyim.

İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 18 sene kurumsal hayatta yöneticilikten sonra İnovatif Danışmanlık ve Eğitimler üzerine kurduğum şirketimin yöneticiliğini yapıyorum.

Ve de yazıyorum… Okudukça, gezdikçe, öğrendikçe ve hissettikçe yazmaya devam edeceğim.

Takipte kalın..! İremce’nin müdavimi olacaksınız.

CEVAP VER