Mini mini, kıpır kıpır, zeytin gözlü bir bebektin Zeynep’im. Doğduğun gibi, o berrak gözlerinle etrafı incelemeye başladın. “Benim bu dünya için yapacak çok işim var” der gibiydin.

Hiç uyumayan bir bebektin. Uykun geldiği zaman uyumamak için ellerinle gözlerini açmaya çalışırdın. Çok inatçıydın. İstediğin olmadığında öyle bir bakardın ki yüzüme, hayır deme şansı bırakmazdın. Ama sen hep hayır derdin.

Çok meraklı bir bebektin, çok soru sorardın. Hep yeni şeyler öğrenme, keşfetme peşindeydin. 2 yaşındayken bile inanılmaz bir iletişim yeteneğin ve kelime haznen vardı. Senin yanındayken arkadaşlarımla konuşmama bile izin vermezdin. Hep konuşmak isterdin, bizim de seni dikkatle dinlememizi.

Düşünen bir çocuktun. 3 yaşındayken olanı biteni sorgular ve bunları iyileştirmek için yöntemler belirleyip kendine hedefler koyardın. O minik kafadan beklenmeyecek kadar üretken, hem uzun vadeli hem de kısa vadeli hedefler belirlerdin kendine.

Bütün çocuklar gibi böyle böyle büyüdün sen de. Halâ kıpır kıpırsın ve yerinde duramıyorsun. O zeytin gözler yine sürekli etrafı inceliyor. Şimdi uyumamak için başka tekniklerin var ama halâ uyumayı sevmiyorsun. Halâ sürekli hayır diyorsun. Halâ çok meraklısın ve bir şeyi tam anlamıyla öğrenene kadar peşini bırakmıyorsun. Dinlemenin konuşmaktan daha önemli olduğunu anlatmaya çalışıyorum ama halâ konuşmayı daha çok seviyorsun. Hedeflerinin bir kısmını gerçekleştirdin, diğerlerine ise emin adımlarla yürüyorsun. Ama artık bir bebek ya da çocuk değilsin meleğim, şimdi 15 yaşında bir genç kız, bir liselisin.

Benim güzel meleğim! Bloğu açtığımdan beri senin her doğum gününde yazdım. 13. doğum gününde senden öğrendiklerimi yazdım. 14. doğum gününde büyüdükçe bana hissettirdiklerini. Şimdi 15 yaşındasın ve ben farklı bir hisle; yetişmiş bir genç kız annesi olmanın hem gururu hem de hüznü ile yazıyorum.

Zeynep’im, seni derslerine çalıştırmaya, özel kurslara götürmeye hiç vaktim olmadı ama ben seni yetiştirirken sevmeyi güzel öğrettim. Vatanı, insanları, hayvanları, çiçekleri ve kitapları sevmeyi. Sonra saygıyı öğrettim. Bir de çalışkan ve dürüst olmayı. Bütün yaptıklarınla ve bize tüm hissettirdiklerinle gurur duydum ama en çok da sevgi ve saygı dolu, çalışkan ve dürüst bir genç annesi olduğum için gurur duyuyorum.

Birtanem, bizi hep gururlandıran, yüzümüzü güldüren bebeğim, senin de yüzün hep gülsün. Karşına senin gibi sevgi dolu insanlar çıksın. Doğum günün kutlu olsun. Seni çok seviyorum…

Zeynep Gülce’nin Annesi

Nice Yaşlara Meleğim …

 

Meleğim 14 Yaşında!

 

Paylaşın
Tüm Misafirlerime Kocaman bir Merhaba!, Kim ki bu İremce derseniz, öğrenmeyi, okumayı, gezmeyi, üretmeyi ve şehir hayatını yaşamayı seven bir anneyim. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 18 sene kurumsal hayatta yöneticilikten sonra İnovatif Danışmanlık ve Eğitimler üzerine kurduğum şirketimin yöneticiliğini yapıyorum. Ve de yazıyorum... Okudukça, gezdikçe, öğrendikçe ve hissettikçe yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın..! İremce'nin müdavimi olacaksınız.

CEVAP VER