Ben çocukken, ev sahibi olmak için kooperatifler kurulurdu. Annem ve Babam da öğretmenlerin kurduğu bir kooperatife girmişlerdi. Senelerce bitmedi o inşaat. Ben çok küçüktüm, Değirmendere’ye gidip temelini sulardık. O zamanlar, hep fındıklıktı oralar :)
Denizin kenarı hep kumsaldı. Ahşap evler, bahçelerindeki rengarenk ortancalarıyla gelip geçene el sallardı.  Küçük saf bir çocuk gibiydi Değirmendere o zamanlar ve biz de top oynayıp acıkan çocuklardık. Acıktıkça kendimizi Kokoreççi Abi’nin yanında alırdık.

Her sınav öncesi Sultan Baba Türbesi’ne çıkar, huzur veren manzarası eşliğinde lahitlere taş yapıştırıp, dilek dilerdik. O taş yapışırsa dileğimizin olacağına inanırdık. Sahili gibi tepeleri de çok güzeldi Değirmendere’min.

İlgili resimBüyüdük zamanla. Bizi düşünceden düşünceye sokan, hayallere daldıran günbatımlarını seyrede seyrede büyüdük. Değirmendere de büyüdü bizimle beraber.  Ahşap evler yerini lüks sitelere bıraktı. Fındık festivali tüm Türkiye’de meşhur oldu. En ünlü şarkıcılar hiç bedel istemeden geldiler festivale. Sahil boyunca kurulan yemek, kitap ya da hediyelik eşya standları hem ruhumuzu hem midemizi doyurdu.  En meşhur tatil beldeleri bile Değirmendere yanında solda sıfır kaldı. 90’lı yılların başında ahşap heykel sempozyumu düzenlenmeye başladı. Ve Değirmendere Kültür sanat denince de ilk akla gelen beldelerden biri oldu.

ziya'nın eli değirmendere ile ilgili görsel sonucuİnsanı büyüleyen, tarif edemediğim bir tarafı da vardı Değirmendere’min. Sıradan bir çay bahçesinde geçirdiğiniz gün bile ömrünüzün en güzel günlerinden biri olurdu. Sahilde birikmiş midye kabukları güzel kokar mı? Burada kokardı. “Ne varki burda, bu kirli denizden başka?” diyen bir arkadaşım bir süre sonra afyon yutmuş gibi oldu. Gece gece çıkardı ayakkabılarını, yakamozlu suda yıkadı ayaklarını. Burası senin içinden, senden daha deli başka bir sen çıkarıp, koyardı karşına işte böyle. Uğraş dur sonra 🙂

Görüntünün olası içeriği: okyanus, gökyüzü, alacakaranlık, bulut, açık hava, su ve doğaSonra bir gece çok fazla büyüdük biz. Anılarımız denize gömüldü. O geceden sonra, Değirmendere de aynı değildi, ruhunun bir kısmı denizin derinliklerindeydi.

Büyük acılar yaşayan herkes gibi, Değirmendere’m artık eskisi gibi karşılayamıyor gelenleri ama verdiği huzur aynı. Sahilindeki sihir hala duruyor. Güneşin doğuşunu, batışını izlemek, çimlere yatıp yıldızları seyretmek, Tüpraş’a bakıp, onda bile bir estetik bulmak, denizle beraber şarkı mırıldanmak için hala en iyi yer. Ve 80’li 90’lı yıllarda çocukluğunu, gençliğini burada geçirmiş insanlar için dünyanın en güzel yeri.

Seni çok seviyorum Değirmendere’m…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here