Damdaki Kemancı (Fiddler on the Roof); 1905 Rusya’sında geçen ve ilk kez 1964 yılında Broadway’de sergilenen müzikal sahne eseridir. Sholom Aleichem takma adını kullanan Yahudi asıllı Rus yazar Solomon Naumovich’in 1907 yılında yazdığı “Tevye ve Kızları” adlı eserinden uyarlanmıştır.

Döneminin Yahudi gelenek ve yaşam tarzını; düğünden meyhaneye, eğitimden günlük ilişkilere, Şabat’tan havraya detaylı bir biçimde işleyen eğitici bir yapıttır aynı zamanda. Bu arada toplumsal duruşu ve değişimi anlatır çaktırmadan. Toplumsal değişimlerin kişilerin üzerindeki dönüştürücü ve yıkıcı etkilerini sorgular. Konu aşk olunca geleneklerin dönüşebileceğini gösterir. Boşuna başyapıt olmamıştır. Sırf “Ah bir zengin olsam (If I were a rich man)” olayı değildir. Burada “Gelenek (tradition)” mevzusu daha önemlidir. Rusya’daki küçük Anatevka isimli kasabada yaşayan Sütçü Tevye’nin ailesinin geleneklerini korumak isterken, dengeyi sağlamaya çalışmasını ve dünyaya ayak uyduramamasını anlatır. Tevye hep iki arada bir derede kalır ve olaylar sürer gider. Damdaki Kemancı, filmi ya da oyunu seyretmeniz de müzikleri baştan sona dinlenebilen nadir müzikallerdendir.

Damdaki Kemancı, ülkemizde de ilk kez 1969 yılında Cüneyt Gökçer’in başrolünde aralıklarla 20 yıl sanatseverlerle buluşmuş ve büyük ses getirmiştir. Akabinde yine Cüneyt Gökçer ile filmi de çekilmiş ve o müthiş şarkısı longplay olarak yayınlanmıştır.

2018 başından beri de yeni bir kadro ile aralıklarla Zorlu PSM’de sahneleniyor. Ben de bu muhteşem müzikal oyunu ilk defa geçen Perşembe sahnede izleme fırsatı buldum ve inanılmaz etkilendim. Öncelikle oyunun çevirisini çok başarılı buldum. Şarkıların bile Türkçesi kulak tırmalamıyor. Temposu çok yüksek, görselliği etkili ve müzikal açıdan da çok kaliteli. Hele rüya ve düğün sahnelerindeki görsel şölen beni benden aldı. Başrolde “Tevye” rolü ile Mehmet Ali Kaplanlar’ı hayranlıkla seyrettim. Resmen oyunculuk dersi veriyor. Diğer başrol “Golde” rolü ile Binnur Kaya, başlarda biraz tereddütlü oynuyor sanki ama ilerleyen sahnelerde tecrübesini ortaya koyuyor ve sempatik ve içten bir oyunculuk sunuyor. Diğer oyunculuklar da oldukça başarılı. Ben bütün olarak oyundan çok etkilendim. Hele son sahnede Anatevka’yı arkada bıraktıklarında “Tradition” melodisinin de yavaş yavaş arkada kalması ile içim eridi. O son performans uzun süre gözümün önünden gitmedi.

İlgili resim

Özetlersem hem görsel, hem müzikal olarak harika bir performans seyrettim. Perşembe akşamı olmasına rağmen salonun tamamıyla dolu olması beni ayrıca mutlu etti. Önümüzdeki Cumartesi ve Pazar (21 ve 22 Nisan) oyun yine Zorlu PSM sahnesinde, kesin tavsiyedir.

Damdaki Kemancı ise biziz. Dengede kalmanın tüm zorluğuna rağmen, hayatını sürdüren ve yaşamın kurallarına uymaya çalışan herkes Damdaki Kemancı. Peki dengemizi nasıl sağlıyoruz? Tek kelimeyle yanıtlarsak: Gelenek!!!

İlgili resim

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here