El Royale’de Zor Zamanlar, California ve Nevada eyaletlerinin sınırı üzerine kurulmuş dökük bir otelde bir araya gelen yedi gizemli insanın hikayesini konu alıyor. Otelin iki eyalet üzerinde kurulu olduğu her iki eyalette de odaları olduğu vurgusu filmin başlarında defalarca yapılıyor. Bunun da sebebini sonradan anlıyorsunuz.

Hikayemiz; 1950’lerin en lüks, en görkemli oteli olan El Royale’nin 1965 yılında kumarhane lisansını kaybedince, 1966’larda ucuz bir otele dönüştürüldüğü tarihlerde başlıyor. Otele uzun zamandan sonra ilk defa tek seferde bu kadar yabancı geliyor. Hafıza sorunları yaşayan yaşlı rahip Daniel Flynn (Jeff Bridges), Afroamerikalı şarkıcı Darlene Sweet (Cynthia Erivo), elektirikli süpürge tanıtan pazarlamacı Laramie Seymour Sullivan (Jon Hamm), gizemli genç bir kadın Emily Summerspring (Dakota Johnson). Resepsiyonist Miles Miller (Lewis Pullman) herkesi odasına yerleştirmeden önce: “Otelimiz sıcak ve güneşli California ile umut ve fırsatlarla dolu Nevada arasında bulunmaktadır. Her iki tarafın odalarının dekorasyonları farklıdır, Nevada tarafında içki içmek yasaktır, içmek için California tarafına geçmelisiniz. California odaları bir dolar daha pahalıdır” diyerek her zamanki sunumunu yapıyor ve misafirleri odalarına gönderiyor.

el royale'de zor zamanlar yorum ile ilgili görsel sonucuYönetmen karakterlerini bize tanıtırken acele etmiyor ama hiç bir şeyin göründüğü gibi olmayacağının sinyallerini veriyor. Ne rahibin masum olduğuna, ne Sullivan’ın pazarlamacı olduğuna ne de resepsiyonistin göründüğü kadar saf ve beceriksiz olduğuna ikna oluyoruz aslında. Başlarda sadece ikinci sınıf bir uvertür şarkıcı olan Darlene karmaşık bir karakter çiziyor. Hippi tarikat lideri Billy Lee’nin (Chris Hemsworth)’un da hikayeye dahil olmasıyla hiçbir şeyin beklendiği gibi olmayacağına kesinlikle ikna oluyoruz. Tamam hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayacağının farkındayız ama gördüğümüz her ters köşe yine de bizi şaşırtıyor.
İlgili resim

Ayrıca film nefis bir dönem atmosferine imza atıyor. Yönetmen, dönemin göz kamaştırıcı oteli El Royale’i 1960’lar Amerikası’nın metaforu olarak kullanılıyor ve Tanrı, ırkçılık, vicdan, yargılama, gözetleme şiddet, tarikat liderleri ve Vietnam Savaşı temalarını farklı ve etkili bir anlatımla sorguluyor. Özünde film kaosa kapılmış bir Amerika imajı çiziyor ve sanki günah çıkarıyor. El Royale’de Zor Zamanlar’ın sanat yönetimi de kusursuz, kendinizi otelin müşterisi gibi hissediyorsunuz. Filmin müziklerini de çok beğendim hele Cynthia Erivo’nun şarkı söylediği kısımlar harika! Oyunculuklara gelirsek Dakota Johnson hariç beğendim. Sözün özü, El Royale’de Zor Zamanlar mutlaka seyredilmesi gereken bir yapım, çok keyifli bir 2.5 saat geçireceksiniz.

Bu arada tarihte tam da Nevada – California sınırında Cal-Neva isimli bir otel var ve bu otel Amerikan tarihi açısından çok önemli bir yerde duruyor. Cal Neva’yı Kennedy’nin aşk kaçamakları için kullandığı hatta Marilyn Monroe ile buraya sık sık geldiklerine dair söylentiler var.  Bu da spoiler olsun.

Hafta sonunu kaybetmeyin, mutlaka gidip izleyin. İyi Seyirler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here