Son aylarda arka arkaya güçlü kadın filmleri seyrettim. Stajyer, Carol ve geçen hafta da Joy. Kahramanımız, hayal gücü geniş, daha çok küçük yaşlardan yeni icatlar üretme peşine düşmüş, boşanmış, gençlik hayallerini ıskalamış, 2 çocuklu bir anne. Boşandığı eşi, 2 küçük çocuğu, sorunlu annesi, anneannesi ve belalı, çapkın babasıyla yaşıyor. Bu kadar insanın içinde tek çalışıp para kazanan ise yine Joy. Ayrıca evde tadilat, tamirat, temizlik, çocuk bakımı gibi tüm işler de onun eline bakıyor. Joy’dan nefret eden üvey kız kardeşi de unutmamak gerek hikayede.

Babasının yeni sevgilisinin teknesinde, kırılmış şarap kadehlerini temizlemek de Joy’a düşüp, elleri kan revan içinde kalınca yeniden başlamaya karar veriyor. Kendi kendine sıkılıp, temizlenebilen, çamaşır makinesinde tekrar tekrar yıkanıp kullanılabilen paspası icat ediyor. Elinde nakit olmayınca patent ve malzeme maliyetleri için babasının sevgilisinden borç alıyor. İlk denemeler hüsranla sonuçlanıyor. Ve nihayetinde eski kocasının bağlantıları sayesinde televizyondan satış olayına giriyor.

Filmde üzerinde durulan konu Joy’un hayata karşı duruşu. Bununla beraber filmin son en onbeş dakikasına kadar Joy olayların içine girememiş gibi duruyor. Sanki bir köşede durmuş da, kendi başına gelenleri seyrediyor gibi. Bu kadar zeki bir kadının, yaptığı paspasın maliyet analizini eksik yapması, risk maliyeti koymaması, yaptığı anlaşmaların hiçbirini okumamış olması çok aklıma yatmadı. Hayatı boyunca babasından ve ablasından kazık yemişken yine de onlara güvenmeyi tercih etmesi de enteresan. Bir de sürekli gösterilen pembe dizi bölümlerinin senaryoya katkısını anlamadım. Pembe dizide seneler boyu bir türlü patlamayan tabancayı, poligon sahnesi ile tamamlamaya çalışmışlar sanki ama anlayabilene aşkolsun.

Yine de, Jennifer Lawrance’ı açlık oyunlarından başka bir filmde seyretmek güzeldi. Bradley Cooper’ı her zaman çok beğenirim ve Lawrance ile kimyası uymuştu. Robert De Niro’yu kötü baba rolünde sevmedim. Yani Joy’u, seyrettiğim diğer “based on true story” filmlerine göre vasat buldum. Fakat, Joy’un hiç pes etmemesi, her düşüşten sonra yeniden ayağa kalkıp toparlanması girişimciler için ders ve ilham niteliğinde. Vizyondan kalkmak üzere, evde de olsa mutlaka seyredin derim.

Filme vizyondan kalkmasına yakın gitmemin iyi yanı da, Cep Sinemasında geniş koltuklarda yayıla yayıla seyretmem oldu. Zorlu Center Cep Sineması oldukça konforlu, tavsiye edilir. İyi Seyirler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here