İş çıkışı yakıt almak için istasyona uğradım. “Kayahan’ın En İyileri” albümünü görünce nasıl mutlu oldum. Önümdeki minimum 1 saatlik, kamyonlar arasındaki seyahatime eşlik edecek mükemmel bir yol arkadaşı bulmuştum. Aslında geçmişe bakmam, bununla beraber hatıra başka bir şey. Hatıralarımın eflatun yaprakları ile dolu bir seyahat yapacağımı umarak taktım CD yi.

 

Dinledim.. dinledim… olmadı. Bir türlü zaman geçmedi. Neden diye düşünmeye başladım:

Proje çok güzel…

Zamanlama mükemmel…

Repertuar, yorumcular, yani kaynaklar iyi seçilmiş. Hepsi de doğru yorumlamış.

Bununla beraber projenin hedefi yanlış şeçilmişti. 

Hedef; Kayahan’ın en iyi şarkılarını, en iyi yorumcuların seslendirdiği bir albüm yapmak olunca, ekip yanlış yönlendirilmiş, duygu eksik kalmıştı.

Projenin hedefi; dinleyen herkesi o yıllara götürecek, o duyguları hissettirecek bir albüm yapmak olmalıydı.

 Üzgündüm 🙁

Taa ki Emre Aydın “Canımın Yaprakları” nı söyleyene kadar. Sesiyle beraber yağmur, trafik hiçbir şeyin önemi kalmadı. Birden bire canımın eflatun yaprakları üzerime üzerime gelmeye başladı. Sesi sonuna kadar açtım, “ÇOOK ÇOK! HERŞEYDEN ÇOK!” diye eşlik ettim Emre Aydın’a. 5 kere üst üste dinlediğimde evime varmıştım. 
 
Sadece bu şarkı için bile albümü almaya değer. Özlemiştim eflatun yaprakları…Yüreğine sağlık Sevgili Kayahan, yüreğine sağlık Sevgili Emre Aydın. 
 
 
 

Tüm Misafirlerime Kocaman bir Merhaba!, Kim ki bu İremce derseniz, öğrenmeyi, okumayı, gezmeyi, üretmeyi ve şehir hayatını yaşamayı seven bir anneyim. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 18 sene kurumsal hayatta yöneticilikten sonra İnovatif Danışmanlık ve Eğitimler üzerine kurduğum şirketimin yöneticiliğini yapıyorum. Ve de yazıyorum... Okudukça, gezdikçe, öğrendikçe ve hissettikçe yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın..! İremce'nin müdavimi olacaksınız.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here