Kumarbaz; aslında bir hikaye değil, bir kesit. Ne başı belli ne sonu. Kendinizi bir anda öykünün ortasında buluyorsunuz ve sanki bir pencereden kumarbaz bir adamın yükselişini, düşününü ve saplantılarını seyrediyorsunuz. Bu adam da Dostoyevski’nin ta kendisi.

Dostoyevski 20.yy roman anlayışına imzasını atmış, hapishanede idamı beklerken edebiyatın zirvesine çıkmış çok büyük bir romancıdır. Kendi kumar borcunu ödemek için yirmibeş günde yazdığı Kumarbaz romanında da bize büyüklüğünü yine yeniden kanıtlar.

Romanın ana hatlarında; sözde Batı Avrupa Medeniyetinin mirasçılarını, Rus halkıyla mukayese ederek anlatır. Kurguya yerleştirdiği Fransız, Alman, İngiliz karakterleri hikaye içinde tahlil ederken, olay örgüsünü tamamlayan diyalogları kendi amacı için konuşturmayı ustalıkla yapar ve belirgin bir şekilde Rus Milliyetçiliğini konuşturur. Öykü içinde kumarın mı yoksa aşkın mı insanı daha fazla alçalttığını sorgulatır. Kumar oynamanın zararları demeyelim de bu dünyada ruhunu kaybetmiş bir insanın genel durumunu anlatır ve kumar dünyasını abartmasız bin bir detay ve boyutuyla okuyucuya sunar.

Baş kahramanımız Aleksi İvanoviç, romanda iki tip kumarbaz tanımlar:

İlki; sırf kumar oynamak için, keyfi için, kazanma / kaybetme sürecini takip etmek için, aslında kazanmakla hiç ilgisi olmayan zengin kısmının başını çektiği centilmen kumarı. İkincisi ise kabalık, hırs dolu, cebinde parası olmayan ve kumardan kazandığı paraya bel bağlayan ayak takımının kumarı. Aleksi İvanoviç ikinci tanıma uymaktadır. Kumar tutkusu saplantılı aşkına bile ağır basmıştır ve kumarda kazanmayı Polina’yı kazanmaya tercih etmiştir.

Kumarbaz

Hikayemize gelirsek; tüm karakterler Almanya’nın bir şehrinde kumarhaneye yakın bir otelde konaklamaktadırlar. Aleksi İvanoviç General’in küçük çocuklarına öğretmenlik yapmaktadır ve aynı zamanda üvey kızı Polina’ya aşıktır. General’in gönlünü kaptırdığı genç kız Blanchet ve annesi, İngiliz Mr. Astley, Fransız Markie ve büyükannenin olduğu ortamda tüm olaylar kumarla ilişkilendirilerek işlenmektedir. General hayli yüklü olan borçlarını ödemek için büyükannenin mirasına konmayı beklemektedir. Büyükannenin ölüm haberi yerine kendisinin gelmesi olayların akışını beklenmedik bir yöne sokar.

Hikayenin devamını mutlaka okuyun. Roman örgüsü müthiş, dili bir klasiğe göre çok akıcı. Ellinci sayfadan sonrası su gibi. Olaylar baş karakterimiz Aleksi İvanoviç’in ağzından anlatılıyor ve bu anlatımı daha da güçlendirmiş, özellikle kumara karşı duygularının daha iyi anlaşılmasını sağlamış.

Kitabın en sevdiğim yönü ise karakterlerin şeffaflığı: Dostoyevski müthiş anlatımıyla, her bir karakteri içiyle, dışıyla, tüm benlikleriyle okuyucunun gözünde canlandırıyor. En çok da büyükanneyi sevdim, onun olduğu sayfaları ayrı bir zevkle okudum ki kitabın amacına da çok iyi hizmet ediyor. Sonunu da beğendim ben. Hikaye boyunca verilmek istenen mesajı güzel tamamlıyor. Romandan benim aldığım başka bir mesaj ise “Kumarda kaybeden aşkta kazanmıyor”.

Sözün özü, kısa ve sarsıcı kitapları seviyorsanız Kumarbaz en iyi seçim. Keyifli okumalar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here