Çok mükemmel bir şeymiş gibi görünüp elimizden paramızı alan, aslında aldatıcı ve / veya gereksiz olan oluşumların hepsine para tuzağı diyoruz ve tüm para tuzakları insanoğlunun zaaflarından besleniyor. Hepimizin kabul edeceği gibi insanın en büyük zaaflarından biri ise kolay para. Ve kimisi legal, kimisi illegal bütün bu oluşumlar insanın bu kolay para kazanma isteğinin sonucu ortaya çıkmış. Money Monster ise; kolay para kazanma arzusunun bir insanın başına getireceği faciaları anlatma çabası ile yapılmış bir film olmakla beraber işlediği konunun ağırlığını taşıyamayacak kadar Hollywood kokuyor.

Filmin jönü George Clooney Amerika’da televizyon üzerinden borsa tüyoları veren ve güçlü bağlantıları olan bir simsarı canlandırıyor. Tarzı ise bizim alışık olduğumuz borsa programcılarından oldukça farklı. Aslında tam bir şovmen. Son derece rahat, kendisine verilen metinlere sadık kalmayan bir şov yapıyor ve bu sırada çeşitli tüyolar veriyor. Adamın söylediği her kelime insanlar için çok anlamlı, o nereyi gösterirse oraya yatırım yapıyorlar. Lee için yaptığı şov sadece bir iş. Ve işini yaparken sebep olduğu veya olacağı yıkımların farkında değil, ya da umrunda değil.

Bir gün programın işleyişi sırasında stüdyoya giren Kyle (Jack O’Connel)  Lee’yi silahla rehin alıyor ve üzerine bir bomba düzeneği bağlıyor. Derdi, Lee’nin verdiği tüyo sonucu yaptığı,  yakın zamanda piyasa çöküntüsü sırasında kaybettiği yüklü yatırımın hesabını sormak. Aslında bu parayı niye kaybettiğini anlamak istiyor. Ve film boyunca da Lee, yönetmen Patty’nin (Julia Roberts) de yardımıyla Kyle’ı sakinleştirmeye çalışıyor.  Bu filmin mağduru Kyle. Sonuçta annesinden kalan tüm parayı bir gecede neredeyse sıfırlamış. Tamam adam mağdur ama film Kyle’a esas sorması gereken soruyu sormuyor. Yani “arkadaşım, bir gecede parayı 3 e ya da 5 e katlayacağını düşündün de, bu paranın 5 te birine inebileceği riskini almadın mı?” demiyor.  Kyle sürekli adaletten bahsediyor. Ama bir Allah’ın kulu çıkıp da “arkadaşım kumar oynamışsın, neyin adaletinden bahsediyorsun?” demiyor. Yani senaryo aslında ettiği lakırdının hakkını vermiyor.

Film düz bir kurguyla ilerliyor.  Bu arada da mantık hataları insanın gözüne batıyor ama önemsemiyor geçiyorsunuz. Misal bir gecede kaybedilen milyon dolarların tek sebebinin bir bilgisayar programı hatası olarak gösterilip insanların bu şekilde aldatılmaya çalışılması bana hiç mantıklı gelmedi. Nitekim filmin sonlarına yakın bir yerde, yazılımcı “program hatasıyla bu kadar çok para kaybedilemeyeceğini” açıkladı. Filmde en başarılı oyunculuk genç aktör Jack O’Connel’a ait. Clooney ve Roberts’ın kimyaları tutmuş ama bu rolü ben bi türlü George Clooney’in üzerine oturtamadım. Julia Roberts ise filmi oturarak tamamladı.

Yine de başarılı oyunculuklar, kurgu, heyecan ve gerilimle birlikte keyifli ve sürükleyici bir film ortaya çıkmış.  Tam olarak konusunun hakkını vermese de,günümüz insanının para ile olan ilişkisine yönelik sorgulamalar yapıyor ve insanların daha fazla para kazanmak hırsıyla yaptığı yolsuzluklara değiniyor. Gidip de sinemada seyrettiğime pişman değilim, Müzikler de güzel. İyi Seyirler…

https://www.youtube.com/watch?v=t4EY-Lej71s

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here