Hemen her meslekle ilgili onlarca film yapılmış. Bununla beraber konu mühendislik olunca film o kadar az ki. Baktığınızda bilim kurgu filmlerinin bir kısmını bu kategoriye sokmaya çalışmışlar ama çoğu değil. Ben bir araştırma yaptım ve mühendislikle ilgili sadece yirmi kadar film buldum. Sonrasında da izlediklerimin içinden her mühendise katkı sağlayacağını düşündüklerimi derlemek istedim.

Listeye 62 senelik bir başyapıt ile başlamak istedim: Kwai Köprüsü

The Bridge on the River Kwai (1957): Kwai Köprüsü; ünlü İngiliz yönetmen David Lean’in, Pierre Boulle’ün aynı adlı romanından uyarladığı ve II. Dünya Savaşı sonrası değişen yeni dünyaların içinde yeni tür “İngiliz” kimliği vurgulama çabasında bir eserdir. Japonlar an itibariyle aya köprü kuracak teknoloji ve yeteneğe sahipler ama bu filmde İngilizler onlara “Bizim mühendislerimiz sizin mühendislerinizi döver” demişlerdir.

Filmde Albay Nicholson’ın liderlik ettiği esirler, Kwai Nehri üzerinde bir köprü yapmaları için Japonlardan bir direktif alırlar. Albay Saito’nun köprüyü yaptırmaktaki amacı ise cephaneyi birliklerine kolayca dağıtmaktır. Albay Nicholson’ın elindeki tek kozu, yapılabilecek en iyi köprüyü yapıp kendi gururunu ve askerlerinin motivasyonunu körüklemek, yitirilen gücü ve kaybedilen özgüveni geri kazanmak olacaktır. 1967 yılında en iyi film Oscar’ını almıştır. Seyrettiyseniz de seyretmediyseniz de müsait bir zamanda açıp seyredin mutlaka.

kwai köprüsü ile ilgili görsel sonucu

Pi (1998): Dünyayı anlamak için biçim kadar içeriğin, matematik kadar şiirin ne denli gerekli olduğunu oldukça gerilimli bir tarzda göstermiş, enteresan bir film. Bir matematik dehasi olan Max sorunlu bir kişiliğe sahiptir ve insan hayatının belki de en önemli buluşuna ulaşmak üzeredir. Son on yıl boyunca sayısal olarak tabiatin bir kodlanma sistemine sahip olduğunu keşfetmiş fakat bunu çözmeyi başaramamıştır. Her şey ama her şey onu bir tek sonuca götürmektedir. Ulaştığı sonuç onu daha büyük kaoslara bunun da ötesinde problemin merkezi olarak kendine yöneltmektedir. Bunu herkesten saklamalıdır. Max zincirin ilk halkasi olan kodu kırmayı deneyerek bu riski yok etmeye karar verir.

A Beautiful Mind(2001) – Akıl Oyunları: Yalnız yaşayabilmek için hem tanrı, hem hayvan, hem de filozof olmak gerekir” diyen Nietzche’yi haklı çıkaran filmdir. John Forbes Nash’in gerçek hayat hikayesinden yapılmış hikayede Russell Crowe ikinci el bilgilerle yetinmeyen bir dehayı canlandır. Evreni yöneten yasalar ve matematik söz konusu olduğunda, önce var olanı seyreder, sonra gidip kendi teorisini kurar. Zeka ile delilik arasındaki ince çizgide delilik tarafına sürüklenir. Uzun süre şizofreni ile mücadele eden matematikçi yıllar sonra adeta yeniden doğarak Nobel ödülünü alır. Mutlaka seyredilmesi gerekenlerden.

Son 10 yılın en kafa yakan filmi: PRESTİJ

The Prestige(2006) – Prestij: Viktorya Devri’nde iki sihirbaz birbirlerini takdir eden iki arkadaş ve ortak olarak yola çıkarlar. Ama en büyük numaraları ters gidince aralarında büyük bir düşmanlık başlar. Giderek şiddetlenen bu savaşta birbirlerinin mesleki sırlarını ortaya çıkartmak için güçlü bir rekabete girişirler. Bu iki adamın şovmenliği bilime kırdırmalarının sonucu da oldukça tehlikeli olur. Nikola Tesla’nın bilim dehasını bile işin içine dahil ederler. Hugh Jackman de Christian Bale de harika oynamış. Yönetmen Christopher Nolan. Daha ne olsun, tavsiyedir efendim.

Devrim Arabaları (2008): 16 Haziran 1961. İhtilalin arkasından Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tümüyle yerli üretim bir otomobil yapılmasını emreder ve görevi TCDD işletmesine verir. O gün orada bulunan 23 mühendis bu emri “Türk insanının makûs talihine karşı bir meydan okuma” olarak algılarlar ve derhal işe başlarlar. Atölye olarak Devlet Demiryolları’nın Eskişehir’deki Cer Atölyesi seçilir. Ekibin Cumhuriyet Bayramı’ na kadar yalnızca 130 günü vardır. Türkiye’nin ilk yerli otomobili olacak eserin adı da konmuştur: “Devrim”.

Araba imalatı pek filme konu olmamıştır. Bu sebeplerle ben yapımı hem merakla hem de mesleğimle gurur duyarak izledim. Film, ülkemizde siyasetçilerin ve sanayicinin bakış açılarını da yansıtmakta ve nasıl tuzaklara düştüğümüzü bizlere hatırlatmakta. Henüz izlemediyseniz çok şey kaçırmışsınız demektir.

İlgili resim

Einstein & Eddington(2008): Einstein’in genel görelilik teorisinin evrimini ve Einstein’in fikirlerini anlayan ilk fizikçi İngiliz bilim adamı Sir Arthur Eddington arasındaki ilişkiyi anlatan filmdir. Fizik seven birinin kesinlikle izlemesi gereken bir yapım. İlim irfan sevdasından mı farklıyı arayıştan mı bilinmez ben beğendim. Meraklısına tavsiyedir.

Flash of Genius (2008) – Zeka Pırıltısı: Otomobiller için cam sileceğini icat eden adamın gerçek hayat hikayesinden uyarlanan film. Robert bir mühendislik fakültesinde öğretim görevlisidir. Öğretmen eşi Phyliss ve altı çocuklarıyla mutlu bir hayat sürmektedirler. Robert, bir gün dünyanın her yerinde kullanılacak olan bir ekipman keşfeder – Otomobil cam sileceği. Büyük otomotiv firması bu icadı çok beğenip kullanır ama elindeki patenti hiçe sayarak icat eden adamı kapı dışarı eder. Robert Kearnes de başarılı olacağını kimsenin ummadığı büyük bir mücadeleye başlar. Zeka Pırıltısı; girişimciler, işletmeler, firmalar için yaratıcı fikirleri olan ya da yeni bir ürün keşfeden herkesin izlemesi gereken bir yapım. Başrolde Oscar adayı oyuncu Greg Kinnear var.

İlgili resim

Idiots(2009) – 3 Ahmak: Rancho Chhanched, Farhan Qureshi ve Raju Rastogi Hindistan’ın en önemli bir okulunda mühendislik okuyan ve okulun yurdunda aynı odada kalan üç öğrencidir. Raju ailesini fakirlikten kurtarma gibi bir ideale sahipken Farhan ailesinin isteği doğrultunda bu bölümü seçmiştir. Rancho ise makinelere duyduğu tutku nedeniyle mühendis olmayı istemektedir. Bu üçlü ve profesörleri Viru arasında yaşananlar, dostluk kavramını beyaz perdeye yansıtırken eğitim sistemini de sert ve eğlenceli bir şekilde eleştirir niteliktedir. Filmde mühendisliğin onu gerçekten yapmak isteyenler için çok güzel olduğu vurgulanmaktadır. Eğlenceli Hint dansları da cabası… Biraz uzun sürse de çok eğlenceli bir film.

üç ahmak ile ilgili görsel sonucu

The Imitation Game(2014) – Yapay Oyun: II. Dünya Savaşı sırasında Alman kodlarını kırmasıyla tanınan İngiliz matematikçi ve bilgisayar bilimcisi alan Alan Turing’in yaşamının beyaz perdeye uyarlandığı film. Hikayede, savaşı bir avuç bilim adamı ve bir makinenin kazandığının vurgulanması biraz ütopik olsa da keyif alacağınız bir yapım. Ünlü İngiliz matematikçi Alan Turing’i Benedict Cumberbatch canlandırırken kendisine Keira Knightley, Matthew Goode, Rory Kinnear ve Allen Leech eşlik ediyor. Kadro da müthiş, mutlaka seyredin.

Velaiyilla Pattathari(2014): Raghuvaran, annesiyle yaşayan bir mühendistir. Başına buyruk şekilde yaşamayı çok seven Raghu, hoşuna gidecek bir iş bulmakta ve düzenli bir hayat sürmekte zorlanmaktadır. Diğer taraftan babası da sürekli olarak onu aşağılamakta, ve başarılı bir bilgisayar uzmanı olan kardeşiyle kıyaslamaktadır. Derken yakınlardaki bir evde oturmakta olan Shalini adında bir genç kız, Raghu’ya aşık olur. Ancak Raghu’nun hayatı bu gelişmeyle iyiye gitmek üzereyken, birden her şey alt üst olur. Çünkü hayatta kendisini en çok seven ve destekleyen kişi olan annesini bir şekilde hayal kırıklığına uğratmıştır. Bunu gören Raghu yıkılır, ve kendine inancını kaybeder. Hint sineması severler ve mühendislik öğrencileri için keyifli bir film.

Hidden Figures (2016) – Gizli Sayılar: Uzay yarışında matematik dehalarıyla adlarını tarihe yazdıran üç Afro-Amerikalı kadının hikayesi. Muhteşem oyunculukları, sürükleyici senaryosu ve enfes müzikleri ile ağızda tat bırakan bir film. 1960’ların Amerika’sına ait gerçek görüntüleri ve gerçek hikaye değiştirilmeden uyarlanan senaryosu ile tarihe ışık tutan, izlerken mutlu olacağınız, bir çok sebepten dolayı da bir başarı hikayesinin çok ötesinde, ilham verici bir yapım. Matematik severler için ekstra keyifli. Filmi mutlaka çocuklarınızla beraber seyredin.

hidden figures ile ilgili görsel sonucu

Çayınızı demleyin ya da mısırınızı patlatın ve birini açıp seyredin. Çok iyi vakit geçireceğinizden eminim. Keyifli Seyirler…

Tüm Misafirlerime Kocaman bir Merhaba!, Kim ki bu İremce derseniz, öğrenmeyi, okumayı, gezmeyi, üretmeyi ve şehir hayatını yaşamayı seven bir anneyim. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 18 sene kurumsal hayatta yöneticilikten sonra İnovatif Danışmanlık ve Eğitimler üzerine kurduğum şirketimin yöneticiliğini yapıyorum. Ve de yazıyorum... Okudukça, gezdikçe, öğrendikçe ve hissettikçe yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın..! İremce'nin müdavimi olacaksınız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here