Serinin ilkine sadece Morgan Freeman’ı izlemek için gitmiştim fakat salondan beklentimin çok üstünde bir yapım izleyerek ve inanılmaz eğlenerek çıktım. “Now You See Me: The Second Act”, ya da çok kötü çevirisi ile “Sihirbazlar Çetesi 2″‘ye ise bu sebeple çok büyük beklentiyle gittim. Eğlence olarak ilkini aratmadı, hatta daha iyiydi. Bununla beraber filmden bir şeylerin eksikliğini hissederek çıktım ve hala ne olduğuna karar veremiyorum.

Öncelikle söyleyeceğim; mutlaka sinemada seyredin! Film size müthiş bir eğlence vaad ediyor ve bunun da altından fazlasıyla kalkıyor. İlkinde olduğu gibi, arkada harika bir soundtrack ve görsel bir şölen ile coşku dolu, sihirli bir dünyada yolculuk ediyorsunuz. Oyunculuklar da birbiri ile yarışır durumda. Bu kadar iyi oyuncuyu bir arada seyretmek için bile gidilir bu filme. Bir de eğer ilkini seyretmediyseniz, mutlaka önce onu seyredin. Yoksa arada boşluklar hissedebilirsiniz, keyfiniz kaçabilir.

Sihirbazlar Çetesi 2, ilk filme kaldığı yerden devam ediyor aslında.  Bu sefer sihir bilime karşı. Atlılar uzun bir süre yeni görev bekliyorlar, akabinde insanların özel bilgierini çalmak amacıyla telefon üreten Owen Case adlı bir iş adamının foyasını ortaya çıkarmak üzere sahneye çıkıyorlar ama işler planlandığı gibi gitmiyor. Ve müthiş bir aksiyon başlıyor.

Film, mantık hataları barındırsa da; yaptığı ters köşeler çok etkileyici. Akıp giden aksiyonun içinde de bize çok güzel dersler veriyor. Misal; Atlas’ın (Jesse Eisenberg) çok iyi bir sihirbaz olmasına rağmen, yüksek egosu ve liderlik hevesi sebebi ile ona göstere göstere yapılan sihiri farketmemesini çok güzel işlemiş. Burada Dylan (Mark Ruffalo) ise gerçek bir lider gibi davranıyor. Yani hikaye bize “lider olacaksan, egonu yeneceksin” diyor. Aslında, bu atlıların uç yeteneklere sahip olması sebebi ile, yüksek egoyu hepsinin karakterlerine sinmiş şekilde görüyorsunuz. Ama daha filmin başında mesaj net veriliyor; “bazen işler yolunda gitmez, bir B planınız olsa bile…”

2 saati aşan fiimde tempo hiç düşmüyor. Akıp giden sihirleri seyretmek çok keyifli. Jack’in (Dave Franco) kart oyunları ve Atlas’ın yağmurda düşüp kaybolması beni benden aldı. Atlılar bizi gözümüzü ayıramayacak şekilde ekrana kitlerken, esas sihiri göstere göstere ama bize hissettirmeden yapıyorlar. Sonrasında yaptıkları illuzyonu anlatmaları çok güzel ama son numaralarını önceden anlamış olmam hoşuma gitmedi. Filmin son 10 dakikası ise 3. filme ışık yakar nitelikte.

Biraz daha yazarsam spoiler vermek durumunda kalacağım. Bir sihirbazın en büyük hilesi nedir? Soytarı tarotta neden en güçlü karttır? Merak ediyorsanız mutlaka gidin seyredin. Sihirli bir dünya dileklerimle… İyi Seyirler!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here