Geçtiğimiz hafta sonu 1995 yapımı bir filmi sinemada seyrettim: Dead Man (Ölü Adam). Türkiye’de neden 24 sene sonra vizyona girdi bilmiyorum ama beni vizyona girdiği gün sinemaya sürükleyenler Johnny Depp ve Jim Jarmush tabii ki.

Film, müthiş bir folk-rock eşliğinde Fransız şair ve yazar Henri Michaux’dan bir alıntıyla başlıyor: “It is preferable not to travel with a dead man. Konu ve hikaye hakkında kısaca bilgi verirsem: Tüm ailesi kısa süre önce ölmüş, nişanlısı tarafından terk edilmiş, işsiz güçsüz, özetle kaybedecek hiç bir şeyi kalmayan, palyaço kılıklı, Clevelandlı muhasebeci William Blake bir madencilik şirketinden aldığı iş teklifini değerlendirmek üzere trenle Machine Kasabası’na gitmek üzere yola çıkmıştır. İsmine bakılınca teknolojik bir yer izlenimi uyandıran bu kasaba aslında sadece silahların konuştuğu vahşi batının da batısı. Blake, çok uzun süren bir yolculuktan sonra son durak olan Machine Kasabası’na indiğinde ilk iş olarak çalışmaya başlayacağını umduğu Dickinson Metal Works’a gider ve İki ay önce eline geçen, işe alındığını konfirme eden mektubu gösterir. Yetkili kişi, geçen ay yeni bir muhasebeciyi işe aldıklarını söyleyerek Blake’i kovar. Blake’in patron John Dickinson (Robert Mitchum)’la olan görüşmesi de yüzüne silah çekilerek sonlanır. Filmin hemen başındaki bu sahne, Kafka’nın Şato’sunda K.’nın bir köye kadastro memuru olarak atanması, ancak köyü kontrol altına tutan Şato’ya bir türlü yaklaşamaması ile ilerleyen kafkaesk ortamı andırmaktadır.

dead man yorumlar ile ilgili görsel sonucu

Akabinde Blake, Thel adındaki çiçekçi kızla sonu cinayetle biten tek gecelik bir aşk hikâyesi yaşar. Burada Blake’in yastığın altında bulduğu silah filmin kırılma noktasıdır. Onları yakalayan Thel’in nişanlısı Charlie (Dickinson’un oğlu), Thel’i öldürür. Akabinde Blake de Charlie’yi öldürür ve Dickinson’a ait atı çalıp gece yarısı ortalıktan uzaklaşır.

Blake, bu kaçış sırasında, Nobody (Gary Farmer) isimli kızılderili ile tanışır. Nobody, William Blake’a ismini sorup cevabını aldığında onu şair, ressam William Blake zanneder ve aslında ölü olduğunu söyler. Beyazların okulunda okumuş olan Nobody eğitimi sırasında William Blake isimli şairin kitaplarını okumuş ve özgürlüğün farkındalığını onun şiirleriyle yaşamıştır. Bu sebeple William Blake’i ait olduğuna inandığı cennetine geri göndermek için ona yoldaş olur. Hikayenin devamını sinemada seyretmenizi öneriyorum ama minik bir spoiler vermeden de kapatamayacağım. Hikayenin devamı da sonu da sizin yorumunuza kalmış.

Oyunculuklara bakarsak, Johnny Depp ekonomik ama çarpıcı iş çıkarmış. Diğer oyunculuklar da çok başarılı. Ancak filmdeki en büyük başarı Kanadalı müzisyen Neil Young‘a ait. Müzik ile şiddeti, yok oluşu ve ölümü dibine kadar hissedebiliyorsunuz. Filmin siyah beyaz olması ise bu duyguları daha yoğun hissettiriyor ve izlenebilirliği kolaylaştırıyor.

İlgili resim

Son tahlile geldiğimizde Dead Man; Western filmleri gibi trenle başlıyor ama aslında bir western değil. Dead Man, bir kahramanlık filmi de değil, Beyaz Adamın çuvaldızı kendine batırışının filmi. Dead Man, kalbinin yanında bir kurşunla yaşayan, kendi “aranıyor” ilanı ile yüzleşen, Amerika’nın gerçek yüzü ile karşılaşıp kirlenen yarı ölü bir adamın tüm ideallerini kaybedip vahşi batıda kayboluşunun filmi. Ölüm sahnelerine kattığı şiirsel anlatım ve imgelerle üzerinde bolca düşünülmesi gereken, ince metaforlar ve alt metinlerle yüklü, içerdiği şiddet sahnelerine rağmen enteresan bir şekilde huzur veren ve beğeniyi sonuna kadar hak eden, yıllar geçse de aynı heyecanla seyredilecek çok önemli bir film… Mutlaka seyredin, mümkünse sinemada. Keyifli Seyirler…

Some are born to sweet delight; some are born to endless night (William Blake): Doğar bazıları tatlı hazza, doğar bazıları sonsuz gece’ye…

Tüm Misafirlerime Kocaman bir Merhaba!, Kim ki bu İremce derseniz, öğrenmeyi, okumayı, gezmeyi, üretmeyi ve şehir hayatını yaşamayı seven bir anneyim. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 18 sene kurumsal hayatta yöneticilikten sonra İnovatif Danışmanlık ve Eğitimler üzerine kurduğum şirketimin yöneticiliğini yapıyorum. Ve de yazıyorum... Okudukça, gezdikçe, öğrendikçe ve hissettikçe yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın..! İremce'nin müdavimi olacaksınız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here