Palto’nun sahibi 9. derece Memur Akaki Akakiyeviç Başmaçkin. Lütfen ismi birkaç kere tekrar edin, size bir anlam ifade etmese de isimdeki müziği ve ritmi mutlaka hissedeceksiniz… Akaki Akakiyeviç; tek hayatı işi olan, çalışkan, işinde özenli ve titiz ama özel hayatında bir o kadar da dikkatsiz ve pasaklı bir kişi. İçe kapanık, iletişimsiz, kırılgan ve pısırık bir Rus insanı. Dickens’a göre ise Akakiyevic, Rus toplumundaki görünmez insanların temsili. Hayattayken hiç önemsenmediklerinden, ölünce de unutulmayan insanların.

gogol

Rus Edebiyatı’nın yapıtaşı…

Palto’nun Rus Edebiyatı’nın seyrini değiştirmesine ve çığır açmasına neden olan en önemli özelliği yalın gerçekçiliği. Bu gerçekçilik insanın hayatını idame ettirmesinin en temel koşullarından biri olan giyinme ve soğuktan korunma dürtüsünü gerçekleştirebilmenin bile ne kadar zor olabildiği temelinden hareket ederek hikâyeyi somutlaştırıyor. Hikayede paltosu artık lime lime dökülen kalem memurumuz Akakiyeviç gelirinin kısıtlı oluşu nedeniyle paltosunu yenileyemiyor ve sürekli bakımdan geçiriyor. Nihayetinde artık tadilat yapılamayacak hale gelen paltonun yenisinin dikilmesi gerekiyor. Çok dirense de yeni bir palto diktirmesinin gerekli olduğuna ikna olan Akakiyeviç bir sene boyunca çay bile demlemeden, kıt kanaat yaşayarak 80 rublelik paltonun 70 rublesini biriktiriyor. Kalan 10 rubleyi de yıl sonundaki tazminatı ile ödemeyi planlıyor. Neyse palto dikiliyor ve Akakiyeviç yeni paltosunu sırtına geçirdiğinde dünyanın en mutlu adamı oluyor. Öylesine bir mutluluk ki çalışma arkadaşlarının yeni paltosunu övmeleri dahi bir noktadan sonra  utanmaya eviriliyor. Ne yazık ki bu paltoyu sadece bir gün giyebiliyor ve böylesine bir mutluluk aracı olan paltonun karanlık, soğuk bir meydanda bıyıklı iki kişi tarafından ondan zorla alınması ise büyük kırılmalara neden oluyor. Niyedir tam kestirilemez, bilinemez anlamlara araç olan yeni palto artık yok. Anlam yoksa yaşam da yok!

Nikolay Vasilyeviç Gogol palto

Palto için yok sayılan bir insanın “varoluş mücadelesi” demeyi çok isterdim ama değil. Aslında “yok oluş” sürecini anlatan bir öykü. Gogol, bu öyküde sadece Rusya’nın değil bir çok ülkenin küçük insanlarını resmediyor. Bürokrasinin derinlemesine ezdiği, sistemin önemsiz parçası sayılan insanları. Aslında bir kitaptan taşmış nice Akaki Akakiyeviçler sokakta yanımızdan geçiyorlar ve her ne kadar fark edilmeseler de dünya Akakiyeviç gibi adamların var olması sayesinde yaşanılır kalıyor. Görmek için ise Gogol olmak gerek. Dostoyevski bile “Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık!” diyorsa bu Palto’yu mutlaka giyin!

Keyifli okumalar…

Tüm Misafirlerime Kocaman bir Merhaba!, Kim ki bu İremce derseniz, öğrenmeyi, okumayı, gezmeyi, üretmeyi ve şehir hayatını yaşamayı seven bir anneyim. İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. 18 sene kurumsal hayatta yöneticilikten sonra İnovatif Danışmanlık ve Eğitimler üzerine kurduğum şirketimin yöneticiliğini yapıyorum. Ve de yazıyorum... Okudukça, gezdikçe, öğrendikçe ve hissettikçe yazmaya devam edeceğim. Takipte kalın..! İremce'nin müdavimi olacaksınız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here