2001 yılında Kate & Leopold (Büyülü Çift) isimli bir film seyretmiştim. Filmdeki bir cümle hiç aklımdan çıkmadı: “Belki bir gün keyifli bir uykudan marmelat ve taze kaymaksı tereyağı sürülmüş sıcak bir çöreğin kokusuyla uyanırsan, hayatin sadece işlerden değil tatlardan da oluştuğunu anlarsın.” Şavşat’ta bir sabah, eritme peynirin ve gevreğin kokusuna uyanınca yine Kate & Leopold geldi aklıma ve kendi sözümü söyledim: “Bir gün göğe komşu topraklarda, kuzineden gelen harika kokulara uyanırsan, hayatı yavaşlat ve Şavşat’ın tadını çıkar.”

Görüntünün olası içeriği: açık hava, yiyecek ve doğaŞavşat’ın tadı nasıl çıkar derseniz, buradaki tüm lezzetlerden tadarak ve arada şükredip göğe bakarak 🙂 Benim hayat mottom da bu: Gezmek Bahane Yemek Şahane!’ Yazdığım gezi yazılarına bakarsanız hemen hepsinde gördüklerimden çok, yediklerimi yazmışım zaten. Öyle sabah kahvaltısını Paris’te yapıp, Londra’da beş çayı içmek gibi dertlerim yok, buna göre bir bütçem de yok ama nereye yolum düşerse yöresel yemeklerini tatmak çok önemlidir benim için. Bu sebeple, bu yazımda da istedim ki Şavşat’a özgü yemekleri yazayım ve benim gibi yemek için gezenlere memleketimin niş tatlarını tanıtayım.

Yazının adı Şavşat Yemekleri de olabilirdi. Bununla beraber bu Ağustos’ta yaptığım 5 günlük seyahatimdeki notlarımı gözden geçirdiğimde gün gün yemek tariflerini bulunca, bu başlığı koymayı daha uygun buldum. Özellikle bu lezzetlerin tadını bilen hemşerilerim için okuması biraz zor bir yazı olacak ama kahvaltı ile başlıyorum 🙂

Ben kahvaltılarımı bazen evde bazen de dışarıda yaptım. Her şekilde, dünyanın en keyifli kahvaltılarını burada yapabilirsiniz. Mekan alternatifleri de bol sayılır. Gerçi mekanlardaki arkadaşlar size öneride bulunacaktır. Ama bence Şavşat kahvaltılarının olmazsa olmazı peynir eritmesidir. Onsuz yapılan bir kahvaltı, kahvaltıdan sayılmaz buralarda. Kendisi bir kolesterol ve kalori bombası olmakta birlikte yiyen de pişman yemeyen de. Eğer kıvamında yapılırsa yok böyle bir lezzet ama İstanbul’da aldığınız eritmelik peynir ve tereyağı ile bu tadı yakalamanız mümkün değildir. Yağı, peyniri Şavşat’tan getirseniz de işiniz zor. Zira yağın ne kadar kızaracağını, peynirin erime kıvamını bi tek Şavşatlılar bilir. O yüzden kalorisine falan bakmayın, hazır oralardayken yiyin gitsin.

İlgili resim

Kahvaltıda hamur işi seviyorsanız silorbuğday ve çadi (mısır unu) gevreği, ceviz içli ya da peynirli kulaklı keteler, mafiş, pişi ve lokma benim favorilerimden. Elinizden geliyorsa mafiş, pişi ve lokmayı her yerde yapabilirsiniz. Bununla beraber gevreği ve keteyi kesinlikle Şavşat’ta deneyin çünkü buradaki kaymağı ve yağı başka yerde bulmanız mümkün değildir. Ben gevreği bu sefer köyüm Çoraklı’da; Nurdane Yengemin elinden yani ehlinden yedim, uzun yıllardan beri yediklerimin en iyisiydi.

Görüntünün olası içeriği: yiyecekBir de siloru kesinlikle Şavşat’ta denemelisiniz. Başka yerlerde de başka isimlerle yapılıyor ama buradaki başka lezzetli. Hamur yoğrulup yufka açılıyor, sonra incecik bir dürüm haline getirilip, 1,5 -2 cm civarında aralıklarla doğranıyor. Sacda ya da fırında piştikten sonra bu yufkaların üstüne kaynar su, bol yoğurt ve müthiş tereyağı dökülüyor sonrası ise bir seratonin pompası.

Eğer kahvaltıda benim gibi keskin tatları seviyorsanız çayın yanına şor ve sıkma peynir de çok güzel oluyor. Tatlılara gelirsek; Şavşat’ımın yayla balı da çok şifalı ve lezzetli. Ayrıca kızılcık korovası ve marmelatı, dut ve armut pekmezi hiç şeker katılmadan hazırlanıyor, gerçekten doğal. İnanılmaz da hafif, normalde kahvaltıda tatlı sevmememe rağmen kaşık kaşık yedim.

Şavşat’a gitmişken bolca da et tükettim. Çünkü buranın eti kendinden kekik kokulu, mideye oturmuyor ve sindirimi kolay. Şavşat Merkez’deki tüm döner restoranları harika ama sabah 11 civarı döner bitiyor haberiniz olsun. Burada cağ kebap ya da diğer tabirle yatık döner  yedikten sonra başka yerlerde yediklerinize döner gözüyle bakmazsınız artık. Hemen her yerde yediğimiz sac kavurma ve köftenin bile tadındaki farkı hissedeceksiniz. Balık severler için de kırmızı pullu alabalık en iyi tercih. Güveçte tereyağlı olanı da ızgarası da harika.

şavşat silor ile ilgili görsel sonucuZannetmeyin ki Şavşat’ta sebze tüketilmiyor. Bi kere hemen her tür sebzenin kavurması yapılıyor. Dağ pancarı, taze asma yaprağı, yaban semizotu, pazı dalı, ebegümeci, gımı ve çinçar (ısırgan otu) gibi bizim şehirlerde çok da kullanmadığımız otlar hatta erik bile kavurulma yoluyla yemek yapılıyor. Turşu kavurmaları ise ayrı lezzetli. Ayrıca karalahananın da hem sarması, hem kavurması hem de çeşitli bakliyatlarla yemeği yapılmakta. Kurutulmuş taze fasulyeye et ve bulgur katılarak yapılan puçuko çok farklı ve lezettli. Purşuk çorbası, ayran kalaçosu, soğan harşosu, kesme çorbası, pancar ve çinçar çorbaları yöreye özgü. Başka yerde bulamazsınız, o sebeple gitmişken mutlaka tadına bakın.

Görüntünün olası içeriği: yiyecekHavasından mıdır, suyundan mıdır, göğe komşu topraklarından mıdır bilinmez ama patatesi suda haşlayıp ya da fırına sürüp, çayın yanına kek niyetine yiyerek bile doyabilirsiniz Şavşat’ta. Hatta paranız yoksa, yol kenarındaki yabani erikler (sarol), böğürtlen ve yaban mersinleri oldukça doyurucu ve lezzetli.

Görüntünün olası içeriği: yiyecekBu kadar yedikten sonra halimiz ne olur derseniz, ben 5 günde 3 kilo almayı göze alıp da gittim. Her şeyden az da olsa tattım ve 1.5 kiloyu alıp geldim. Tamam yemekler şahane ama gezmeden de gelmeyin. Böylelikle yediklerinizin bir kısmını yakabilirsiniz. Mutlaka Karagöl’e gidip balıklara ekmek atın. Bir 4×4 bulup Arsiyan Yaylası ve Yüzen Adalar’ı görün. Şavşat Kalesi’ne, Tibet Kilisesi’ne ve Papart Vadisi’ne gitmeden gelmeyin. Köylere gidin ve yaylalarda çıplak ayak uzun uzun yürüyün.

Görüntünün olası içeriği: dağ, gökyüzü, bulut, açık hava ve doğaBen adı geçen yemeklerin hemen hepsinden yedim. Sadece 5 günde bahsettiğim yerlerin hepsini hatta fazlasını gezdim. Eğer bu yavaş şehirde hayatı keyif alacağınız hızda yaşarsanız fazlasını bile yapabilirsiniz. Memleketime boşuna Cittaslow ünvanı vermemişler.

Bir de Şavşat’a kadar gitmişken, 1.5 saat mesafede Artvin Merkez’deki Atatepe’ye gidip dünyanın en büyük Atatürk heykelini ziyaret ettim. Tüylerim diken diken oldu.

Afiyet olsun ve keyifli gezmeler…

İlgili resim

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here