Özel günlerin içinde en çok Anneler ve Babalar Gününü severim. Tabi kii her gün anne ve babamızı arıyoruz, anıyoruz ama o günler kutlanmalı gibi gelir bana. Hele bir annenin, yılın en azından tek bir günü şımartılması gerektiğini düşünürüm. O günlerde hediye de alırım, hediye de beklerim. Diğer özel günleri pek önemsemem. Sevgililer Günü’ymüş, Kadınlar Günü’ymüş çok da umurumda olmaz. Hele Sevgililer Günü’nü hiç kutlayasım gelmez, o sebeple çok araştırdım, nedir ne değildir diye. Bir türlü de net bir veriye ulaşamadım.

Sevgililer Günü hakkındaki efsanelerden en bilineni Aziz Valentine ile ilgili. Aziz Valentine; Roma’da evliliğin yasak olduğu bir dönemde çiftleri gizlice evlendirdiği için tutuklanır. Hapishanede de rahat durmaz ve gardiyanın kızına aşık olur. 14 Şubat günü idama götürülürken sevdiğine “Senin Valentine’in” imzalı bir aşk mektubu verir ve öldürülür. Bu sebeple 14 Şubat’ta sevgiliye aşk mesajları gönderilir. Bu aziz ve tarih arasındaki ilişkiyi tam olarak tespit etmek de mümkün değil. Yani bir “Hristiyan geleneği” diye eleştirilen Sevgililer Günü’nün aslında Hristiyan kökleri de son derece şüpheli. Tarihte hikayesi birbirine benzeyen 3 Valentine’nin hangisinin bizim Valentine olduğu da belirsiz.

Bir de 14. yüzyılda yaşamış İngiliz Şair Chaucer var. 14 Şubat tarihiyle romantizm ya da aşk arasında ilişki kuran ilk isim Chaucer. Sevgililer Günü’nde Chaucer’in 1375 yılında yazdığı bir şiirden önce romantik kutlamaların hiçbir kaydı bulunmuyor. Şiir; aşık kuşların (ve insanlar) bir araya gelebileceği gün olarak 14 Şubat’a ve Valentine’e atıfta bulunmakta. Yani bu 14 Şubat’ı Chaucer icat etmiş olabilir.

İlgili resim

18. yüzyıla geldiğimizde ve İngiliz geleneklerine baktığımızda ise 14 Şubat ile ilgili diğer bir tarihi referans karşımıza çıkmakta: İngilizlerin bu tarihte eski bir Roma festivali olan ve Tanrıça Juno Februata’nın onurlandırılması için benzer kutlamalar tertip ettikleri görülür.

Özetle bu Sevgililer Günü’nü neden kutladığımızı ve neden 14 Şubat’ta kutladığımızı ben henüz anlamış değilim. Pazarlama ve tüketim enstrümanlarının tümünü bünyesinde barındırdığı için bir anlamı varsa da yitirmiştir ve kutlamayı düşünmüyorum. Ama etrafımızı sevgisizliğin sardığı bu dönemde 14 Şubat’ı ya da herhangi bir günü Sevgi Günü olarak kutlama taraftarıyım.

Ben o gün Leyla ile Mecnun’un, Ferhat ile Şirin’in, Hürrem ile Kanuni’nin, Nazım ile Piraye’nin aşkını konuşmak isterim mesela, gerçek sevgi ve aşkın ne olduğunu hatırlamak için. Hani sevgi emekti ya; sevdiklerim için onları mutlu edecek bir şeyler tasarlamak isterim, yüzlerinde mutluluk ifadesini görmek ve onlara sıkı sıkı sarılmak için.

Neyse efendim; 14 Şubat herhangi bir gün, ya da 365 günden herhangi biri. Aşk ve gerçek sevgi nerede yaşanıyor ve yaşatılıyor ise kutlu olsun herkese… Sevgiyle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here