Birinci Dünya Savaşı sırasında İngilizler, sömürgeleri olan Güney Doğu Avustralya’da Çanakkale Savaşı için asker toplamaktadırlar. Ali ve Mehmet de burada dondurmacılık ve bir takım geçici işler yapan iki Türk’tür ve Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa girmesi ile düşman topraklarında yaşar durumuna düşerler. Çanakkale’ye cepheye gitmeye karar verirler fakat bütün bürokratik süreçleri tamamlasalar da Avustralya’dan çıkış bileti alamazlar ve nihayetinde gazeteye ilan vererek Anzak’lara resmen savaş açarlar. “Türk İşi Dondurma”; bu konunun ekseninde, mevzu vatan olunca neler yapılabileceğini anlatan bir “Bir Türk Dünyaya Bedeldir!” filmi.

türk işi dondurma ile ilgili görsel sonucu

Oldukça başarılı bir prodüksiyon. Oyunculukları genel olarak beğendim zaten kariyerleri ve yetenekleri belli isimler. İlla eleştirmek gerekirse ilk yarıdaki komedi sahnelerinde çok iyi iş çıkaran Ali Atay (Mehmet) dramatik sahnelere ayak uyduramamış gibi. Erkan Kolçak Köstengil’in (Ali) performansını ise biraz abartılı buldum. Mehmet’in büyük aşkını oynayan Marlene Matthews (Maria) ise biraz daha çıtı pıtı bir aktris olmalıydı diye düşünüyorum. Rolünün gereken zerafetini yansıtamıyor.

Ortamdan bahsetmek gerekirse dekorlar ve aksesuarların üzerinde ciddiyetle çalışıldığı belli ve döneme uygunlar ama hepsi fazla yeni duruyor. Maddi zorluk çeken Ali’nin evindeki tüm eşyalar gıcır gıcır. Filmin sonundaki tren ise beni benden aldı. Sanayideki demirciye yeni yaptırılmış gibi. Aynı sorun çok yakınlarda izlediğimiz “Çiçero” filminde de vardı. Eşyaları, kıyafetleri eskitmeyi akıl edemiyoruz niyeyse.

Bu küçük sorunları bir kenara bırakırsak; hedefine ulaşan özgün ve keyifli bir seyirlik “Türk İşi Dondurma”. Özgünlüğünün bir çok sebebi var. Aslında bir Çanakkale Savaşı filmi ama tek bir sahnesi bile Çanakkale’de geçmiyor. Filmin ana ekseninde bir aşk öyküsü de var ama oyuncular mankenlerden seçilmemiş. Avustralya’nın yerel halkı Aborjinlerin konuya dahil edilmesi ve savaşa karşı kadın protestoları filmin özgünlüğünü artırıyor ve güçlü bir motif olarak karşımıza çıkıyor.

En önemlisi ise Çanakkale ruhunu hissettiren, milliyetçilik duygularımı kabartan bir yapım. Hemen 18 Mart öncesi vizyona girmesi de çok anlamlı. En büyük alkışı ise filmin müziklerini yapan Fahir Atakoğlu’na göndermek istiyorum. Tınılarda milliyetçilik, aşk, yokluk, yolculuk gibi duyguları dibine kadar hissediyorsunuz. Özellikle “Dondurmam Buz Gibi Buz” şarkısının düzenlemesi muhteşem.

türk işi dondurma ile ilgili görsel sonucuHikayenin tamamıyla gerçek olmasını bekleyenleri ise hiç anlamıyorum. Hollywood; Western filmleri, abartılı Vietnam hikayeleri, Ant-Man ile bile ülkesine hatta tüm dünyaya Amerikan milliyetçiliği aşılarken sesi çıkmayanların, “Türk İşi Dondurma”‘da “kandırıldık, bu hikaye doğru değil” diye feryat etmesi çok saçma. Yapımcının da bizzat açıkladığı gibi gerçek bir olaydan yola çıkılıp yepyeni bir hikaye yazılmış, karakterler, mekan ve bazı detaylar değiştirilmiş. Tamamen “Kurgu içinde gerçeklik” diye tabir edilebilecek bir film olmuş. Çok da güzel olmuş. Bu tür yapımlara kesinlikle destek verilmesi gerek. Destek verilmesi gerek ki yenileri yapılsın. Destek verilmesi gerek ki daha iyileri yapılsın.

Yanınıza mendilinizi alıp gidin. İyi Seyirler…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here