Zeynep’ten biraz büyüktüm, walkmenimde Kayahan, Sezen dinlerdim. Bir de ABBA ve Sinatra. Kayahan’ın şarkılarını dinlerken acayip duygulanırdım. Daha o yaşta, olmayan bir sevgiliye ağlardım. Sevmeyi severdim ben, Kayahan gibi sevdanın sevdalısıydım. O’nun suçu yok gerçi bunda. Annem öğretti sevmeyi bana. Seven insanın güçlü, yürekli olduğunu. Beklentisiz sevenin özgür olduğunu. Ben de sevdim…

Belki böyle çok sevmemden değil ama hissettirdiklerinden sen suçlusun Kayahan. Elmanın Yarısı, Atın Beni Denizlere, Kar Taneleri, Geceler, Odalarda Işıksızım, Nartanem, Canımın Yaprakları, Seninle Herşeye Varım, Sabahlar Uzak… Kimi sabahlatmadı ki bu şarkılar. Kimisi sevgiliye sitem etti, kimisi hayallarinin peşine gitti, bazısı efendi gibi aşkının acısını çekti. Bazıları da bağıra çağıra yaşadı aşkını. Ha bir de, bir yemin edince dönmeyenler var.  Binlerce hikayenin şahidi, yüzlerce eşsiz eser bıraktın bize. Ve hepsinin içindeki ortak duygu “Sevgi”.

Ve ben de tıpkı annemin bana yaptığı gibi, “Sevgi” nin en yüce duygu, en yüce değer olduğunu öğrettim kızıma. Anne, Baba, Evlat, Eş, Vatan, Bayrak, Arkadaş, Aile, Sevgili… Bu sevgiler içimizde olmadan hayatın çok boş olduğunu, ancak seven insanın mutlu olabileceğini öğrettim.

Kayahan gibi büyük bir Sanatçı bir daha dünyaya gelmeyecek olsa da, onun bıraktığı sloganı ileriye taşımak bizim elimizde;

“Yolu sevgiden geçen herkesle bir gün bir yerde buluşuruz”.

Nurlar İçinde Uyu Büyük Usta!

Adsız

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here